Türkiye-Yunanistan gerilimi, iki ülke ilişkileri için odak noktası olmaya devam ediyor.
Son yıllarda Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşanan rekabette iki ülke oldukça farklı tutumlar ve savunma sanayii politikaları sergiledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan’ın başkenti Atina’daki Başbakan Kiryakos Miçotakis ile görüşmesi ve iki ülke arasında savunma alanında imzalanan anlaşmalardan sonra ülkede yine savunma politikaları eleştirilerin hedefi oldu.
YUNAN MEDYASINDA SAVUNMA SANAYİSİ KARŞILAŞTIRMASI
HuffPost Greece, Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan gelişmelere ve bu alanda Türkiye’nin Yunanistan’a nazaran daha ileri bir seviyede olmasına dair dikkat çeken bir analiz daha yayımladı.
Yunanistan–Fransa savunma anlaşmasının yakın zamanda yenilenmesinin Yunan çıkarlarının ilerletilmesi açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirten jeopolitik analist Themistoklis Z. Zanidis’in Türkiye’nin savunma alanında Yunanistan’dan ne kadar ileri bir seviyede olduğuna dikkat çekti.
Olası bir Türkiye krizinde Yunanistan’ın öncelikle kendi kapasitesine dayanarak karşılık verebilmesi gerektiğine, müttefiklerden otomatik bir kurtarma beklentisinin ise gerçekçi olmadığına dikkat çeken Zanidis, Yunanistan’ın bu anlamda Türkiye ile yarışamayacağını söyledi.
Zanidis’in analizinde şu ifadelere yer verildi:
‘’YUNANİSTAN İÇİN TEHDİT TÜRKİYE’DİR’’
“Yunanistan için temel stratejik tehdit geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye’dir. Türkiye, daha büyük bir nüfusa, daha güçlü bir ekonomiye ve daha gelişmiş bir savunma sanayisine sahiptir.

“TÜRKİYE İLE REKABET EDEMEYİZ”
Bu nedenle Yunanistan’ın Türkiye ile simetrik bir rekabet yürütmesi mümkün değildir. Yanıt, nicelikten ziyade nitelik üzerine kurulmalıdır: personel kalitesi, sistemlerin etkinliği, birlikte çalışabilirlik, karar alma hızı ve düşmana maliyet yükleyebilme kapasitesi.

‘’TEK BAŞINA SİYASİ GÜVENLİK İKAMESİ OLARAK GÖRÜLEMEZ’’
Rafale gibi modern sistemler, FDI sınıfı gemiler ve Fransa ile artan savunma iş birliği ancak daha geniş bir ulusal caydırıcılık stratejisinin parçası olduklarında anlamlıdır. Bunlar tek başına siyasi bir güvenlik ikamesi olarak görülemez.”









