Demokrasi tarihinde kara leke: 27 Nisan muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti

Eski Türkiye, darbeler dönemi…

Demokrasiye vurulan bu darbelerden biri de 2007 yılının 27 Nisan’ında Türkiye’yi bir kez daha krize sürükledi.

Tankların sokaklara inmediği, asker postalının millet iradesini ezmediği o günlerde Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan ‘e-muhtıra’ tarihe geçti.

CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ ÖNCESİ KRİZ

Daha önce birçok kez askeri müdahaleyle karşılaşan Türk demokrasisi, 2007 yılının nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) yapılacak Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi yeni bir muhtıra krizi yaşadı.

Seçimler öncesinde 11. Cumhurbaşkanı için AK Parti’nin Abdullah Gül’ü aday göstereceği bilgisinin kulislere yansıması, bazı çevrelerce tepkiyle karşılandı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi 12 Nisan’da beraberindeki kuvvet komutanlarıyla düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında sarf ettiği “Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet’e sözde değil özde bağlı olmalıdır.” sözleri, tartışmaların odağına oturdu.

Büyükşehirlerde cumhurbaşkanı seçimleri bahane edilerek düzenlenen “Cumhuriyet mitingleri”nde, Gül’ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkıldı.

367 TARTIŞMALARI

Seçimler öncesinde yaşanan bir başka polemik konusu ise 367 tartışması olarak tarihe yansıdı.

Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, cumhurbaşkanı seçimi için Anayasa’da belirtilen 367 oyun sadece karar yeter sayısı değil aynı zamanda toplantı yeter sayısı için de gerekli olduğu tezini ortaya attı.

Buna göre, oylamalara en az 367 kişinin katılması gerektiği, aksi halde sonucun geçersiz olacağı iddia edildi.

Böylece Meclisteki sandalye sayısı 354 olan iktidar partisi, tek başına kendi oylarıyla cumhurbaşkanını seçemeyecekti.

ABDULLAH GÜL’ÜN ADAYLIĞINDAN GERİ ADIM ATILMADI

Yaşanan bu tartışmalar ışığında tarihler, seçimin ilk turunun yapılacağı 27 Nisan 2007 gününü gösterdi.

Siyasi çevrelerde AK Parti’nin farklı bir isim çıkaracağı dillendirilirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, beklenenin aksine Gül’ün adaylığından geri adım atmadı.

27 Nisan’da Abdullah Gül, 361 milletvekilinin oy kullandığı ilk tur oylamasında 357 oy aldı.

Oylamanın hemen sonrasında CHP, seçimi Anayasa Mahkemesine taşıdı.

GECE YARISI e-MUHTIRA

Aynı gün gece saat 23.30’da Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde daha sonra “e-muhtıra” olarak anılacak basın açıklaması yayımlandı.

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerinin aşındırılması için bitmez tükenmez gayret gösterildiği hatta milli bayramlara alternatif kutlamalar yapıldığı” ifade edilen bildiride, şunlar kaydedildi:

“Özetle, Cumhuriyet’imizin Kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.”

“HUKUK DEVLETİNDE DÜŞÜNÜLEMEZ”

“Muhtıra” olarak nitelendirilen bu açıklamanın ardından kabine üyeleri, gece boyu buna nasıl bir yanıt verileceğini tartıştı.

Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 28 Nisan saat 15.00’te, “Başbakan’a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığının herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez.” açıklamasını yaptı.

AYM SEÇİMİ İPTAL ETTİ

CHP’nin başvurusu üzerine toplanan Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs’ta verdiği kararla “367 iddiasını” kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti.

Toplantılarda yeter sayısı olan 367’nin bulunamayışı nedeniyle 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, AK Parti’nin teklifi ve tüm partilerin desteğiyle erken seçim kararı alındı.

Mecliste ayrıca Anayasa’da bazı değişikliklere de gidildi.

AK PARTİ TEK BAŞINA SANDIĞI GÖĞÜSLEDİ

Meclisin aldığı karar sonucu 22 Temmuz 2007’de erken seçime gidilirken seçimlerde yüzde 46,6 oy alan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 341 milletvekili ile yeniden tek başına iktidar oldu.

Seçimlerde CHP ikinci, MHP ise üçüncü parti olarak Meclise girdi.

Cumhurbaşkanının halk tarafından, 5 artı 5 sistemiyle seçilmesini öngören düzenlemenin de aralarında yer aldığı anayasa değişiklikleri, 22 Temmuz’daki milletvekili seçiminin ardından halk oyuna sunuldu.

Bu oylamada ise kayıtlı 42 milyon 690 bin 252 seçmenin yüzde 67,5’i sandık başına gitti. Geçerli oyların yüzde 68,95’i “evet”, yüzde 31,05’i ise “hayır” yönünde oldu ve böylece anayasa değişikliği kabul edildi.

MHP’DEN 367 HAMLESİ: ABDULLAH GÜL CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ

TBMM’de tekrarlanacak Cumhurbaşkanı seçimlerinde bu kez MHP’nin oylamalara katılacağını belirtmesi, yeni bir 367 krizinin önüne geçti.

Yeniden AK Parti’nin adayı olan Abdullah Gül, 20 Ağustos’ta yapılan Cumhurbaşkanı seçiminin birinci turunda 341 oy aldı. Gül, 24 Ağustos’taki ikinci turda ise 337 oyda kaldı.

Anayasa’ya göre ilk iki turda üçte iki çoğunluk olan 367 sayısına ulaşılamadığı için 276 oyun aranacağı üçüncü tura gidildi.

28 Ağustos’ta yapılan üçüncü turda Abdullah Gül, 339 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. 

MUHTIRA 2011’DE SİTEDEN KALDIRILDI

Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlanmasının ardından eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Köşk seçimi meşrudur, sonuca saygı duyacağız.” açıklamasında bulundu.

Tartışmaların sona ermesinin ardından muhtıra, 29 Ağustos 2011’de Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden kaldırıldı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ise 8 Kasım 2012’de TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonunda metni bizzat kendisinin kaleme aldığını açıklarken bunun bir muhtıra değil “laiklik hassasiyetini ortaya koyan bir metin” olduğunu ileri sürdü.

Büyükanıt hakkında e-muhtıradan 5 yıl sonra soruşturma açıldı.

Şikayetler üzerine 2012’de başlatılan soruşturma, dosyanın tek şüphelisi Yaşar Büyükanıt’ın 21 Kasım 2019’da hayatını kaybetmesinin ardından kapatıldı.

Demokrasi tarihimizde bir kara leke olarak kabul edilen muhtıranın üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen etkileri hala hafızlarda.

Darbe meraklısı, demokrasi düşmanı komutanların yanında o dönemde bu muhtıraya destek veren sözde ‘aydın’ ve gazetecilerin o günlerde kaleme aldıkları yazılar da unutulmadı.

O dönemde birçok yazar köşesinde askere adeta ‘selam çakan’ yazılar kaleme aldı.

YILMAZ ÖZDİL: BUNDAN SONRAKİ ADIM TANK OLUR

Onlardan biri, bugünlerde de sık sık AK Parti iktidarını hedef alan Yılmaz Özdil’di.

Özdil, muhtıranın yayınlanmasından 2 gün sonra Sabah gazetesindeki köşesinde şu ifadelere yer verdi:

Hâlâ deniyor ki…Bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan… Gücü olan sana dayatır. Kaçınılmaz gerçek, budur. O, şunu demiş. O, bunu demiş. Boşverin… Detaydır. İlgili arkadaşların “takkesini önüne koyarak” düşünmesi gereken “büyük manzara” şudur… Milli Nizam Partisi? Anayasa Mahkemesi kapattı. Milli Selamet Partisi? Garnizon duvarına çarptı. Refah Partisi? Anayasa Mahkemesi kapattı. Fazilet Partisi? Anayasa Mahkemesi kapattı. AKP? Sebep farklı. Adres aynı. Yine, Anayasa Mahkemesi. Yine, muhtıra. Milli Görüş’ün dümensuyundan çıkamayan AKP, bir çuval inciri berbat etti.

“ÖĞRENCİLER TÖRENLERE ‘SIKMABAŞLARLA’ ÇIKIYOR”

Muhalif gazetecilerin önde gelenlerinden kabul edilen Emin Çölaşan ise Hürriyet gazetesindeki köşesinde şu cimleleri yazdı:

27 Nisan gecesi saat 23.00’te muhtıra açıklandı. Algılama zorluğu olmayanlar hadiseyi iyi anladı. Muhtıra özellikle laiklik kavramından söz ediyor; çünkü Türkiye Cumhuriyeti bu iktidarın ve hükümetin elinde bir yerlere sürükleniyor. Milli eğitim ve ulusal kavramlar yok ediliyor. Onların yerini din sömürüsü alıyor. Küçücük öğrenciler bile devlet tarafından düzenlenen ve göz yumulan dini törenlere türban ve sıkmabaşlarla çıkarılıyor. Bu tavırlar neredeyse her yerde sergilenirken, o illerin valileri, ilçelerin kaymakamları acaba ayakta mı uyuyordu? Bunları görmediler mi, görmek işlerine mi gelmedi?

“ASKER ORTAÇAĞA DÖNMEK İSTEYENLERE ENGEL OLMAK İSTİYOR”

Bekir Coşkun ise 29 Nisan tarihli Hürriyet gazetesindeki köşesinde şu ifadelere yer verdi:

Muhtıranın” özünde bir anlayış farklılığı yatıyor.

Çağdaş-uygar bir yaşam biçimine ulaşmak isteyenler, ilkel ortaçağ yaşam biçimine dönmek isteyenlere engel olmak istiyorlar. “Muhtıranın” özü bu…

“ASKERİN YAPTIĞI AÇIKLAMA ÇOK DUYARLI”

Güneri Civaoğlu, Milliyet’te sadece 1 gece sonra şu satırları yayına verdi:

Dün gecenin geç saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklama çok duyarlıdır. Böyle durumlarda çoğu kez olduğu gibi gene yorum için bir gece geçmesini bekliyorum. Sağduyu ve serinkanlılık gerek. Anayasa Mahkemesi kararına kadar önümüzde 4 altın gün var. Şimdi gözler Anayasa Mahkemesi’nde…

“TSK, HER ŞEYE RAĞMEN SOĞUKKANLI DAVRANMIŞTIR”

Sadece köşe yazarları değil, dönemin eğitimci ve siyasetçileri de muhtıraya desten verdi.

Onlardan biri de dönemin ODTÜ Rektörü Ural Akbulut yaptığı açıklamada, “Bekliyordum. Bu ikinci 28 Şubat’tır. Bu süreç birkaç günlük bir olay değil. Bütün uyarılara rağmen bugüne gelindi. Hükümet ipleri gerip son noktasını bulmaya çalıştı. Böyle bir patlama bekleniyordu. TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır. Yaşanan bu son olay öncesinde Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla gerekli uyarıları yaptılar ama kimse dikkate almadı.” diye konuştu.

CHP: GENELKURMAY İLE GÖRÜŞÜYORUZ

Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcılarından Onur Öymen ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Genelkurmay’la aynı düşünüyoruz. Genelkurmay’ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ kelimesini kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Laikliğe hakaret edeceksiniz ve sonra diyeceksiniz ‘ben değiştim’ ve bu ülkenin cumhurbaşkanı olacaksınız. Bunları söylediğinizde siz çocuk değildiniz. Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi

Diğer Haberler

Sakarya’da CHP mitinginde konuşan bir vatandaş: Atatürk’ün ruhu İmamoğlu’ndadır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) mitinglerine devam ediyor.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yapılan rüşvet ve yolsuzluk operasyonları sonrası Ekrem İmamoğlu, tutuklandı. Bu tutuklamanın ardından gelen itiraflarla CHP’nin yolsuzluk sarmalı …

Haberi Oku
İstanbul’da 2025 yargı raporu: 954 bin dosya sonuçlandı

Yargı tarafında geçtiğimiz yılın rakamları belli olmaya devam ediyor… Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi ile Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nin yanı sıra Adalar, Bakırköy, Beykoz, Büyükçekmece, Çatalca, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Silivri, Şile ile …

Haberi Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gözden Kaçanlar

Sakarya’da CHP mitinginde konuşan bir vatandaş: Atatürk’ün ruhu İmamoğlu’ndadır

Sakarya’da CHP mitinginde konuşan bir vatandaş: Atatürk’ün ruhu İmamoğlu’ndadır

Ömer Çelik’ten 27 Nisan e-muhtırası değerlendirmesi: Demokraside kırılma noktasıydı

Ömer Çelik’ten 27 Nisan e-muhtırası değerlendirmesi: Demokraside kırılma noktasıydı

İstanbul’da 2025 yargı raporu: 954 bin dosya sonuçlandı

İstanbul’da 2025 yargı raporu: 954 bin dosya sonuçlandı

Yunan medyasında itiraf: Türkiye ile rekabet gücüne sahip değiliz

Yunan medyasında itiraf: Türkiye ile rekabet gücüne sahip değiliz

Almanya’da vicdani ret başvurularında dikkat çeken artış: 3 ayda 2 bini aştı

Almanya’da vicdani ret başvurularında dikkat çeken artış: 3 ayda 2 bini aştı

İran: ABD şartlarımızı kabul etmek zorunda

İran: ABD şartlarımızı kabul etmek zorunda

Demokrasi tarihinde kara leke: 27 Nisan muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti

Demokrasi tarihinde kara leke: 27 Nisan muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti

Küresel Sumud Filosu Akdeniz’e açıldı: 65 tekne Gazze için yola çıktı

Küresel Sumud Filosu Akdeniz’e açıldı: 65 tekne Gazze için yola çıktı