
Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, Ensonhaber YouTube kanalında bu kez “süresiz nafaka iptalini” değerlendirdi.
Süresiz nafaka ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) vereceği karar merak ediliyordu.
Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul gündeminde, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali için yaptığı başvuruyu görüştü.
SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ
Yüksek Mahkeme, ilgili düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
AYM’nin kararını değerlendiren Ersan Şen ise açıklamasında şöyle dedi;
“BU KISA BİR KARAR”
“Ya şöyle söyleyeyim; nafaka meselesinde kadın erkek arasında ayrım yok esasında. Yani kadın aleyhine de erkek aleyhine de evliliklerde nafakaya hükmedilebilir. Yoksulluk nafakası bunun adı. Tedbir nafakası değil, farklı. Anayasa Mahkemesi iptal kararı verdi ama bu kısa karar.
Henüz ortada bir şey yok. Gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanması lazım. Şöyle söyleyeyim; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde “süresiz olarak” kelimelerini iptal etti. Ama henüz gerekçeli karar yayımlanmadığı için iptal kararı yürürlüğe girmedi.
Açıklamaya da göre, iptal kararının yürürlüğe girebilmesi için gerekçeli karar çıkacak, ondan sonra 9 ay.
9 ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi eğer bu kanun boşluğunu doldurmazsa “süresiz olarak” o kelimeleri iptal edildiğinden mevcut haliyle yola devam edilecek.
Burada hakim böyle bir boşluk olur, 9 ay sonra karar yürürlüğe girer, iptal gerçekleşirse; kanun koyucu Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun çıkarmazsa, Türk Medeni Kanunu’nun birinci maddesine göre ceza hukukundan farklı olarak medeni hukukta hakim takdir hakkını kullanarak yasa boşluğu doldurabilir.
Artık 175 ve 176. maddeleri, Medeni Kanun’da hakim kendisine göre uygulayacak.”
YOKSULLUK NAFAKASININ DETAYLARI
“Şöyle söyleyeyim. Şimdi nafakaya hükmedilebilmesi için yoksulluk nafakasından; bir, yoksullaşması lazım kadının veya erkeğin.
Biz hep kadın cephesinden düşünüyoruz ama bu erkekte de olabilir. Bu yoksullaşmanın gerçekleşmesi ve kusursuz olması veya az kusurlu olması lazım.
Bunlar şart. Bu andan itibaren genellikle, umumiyetle bizde nafaka süresiz olarak verilirdi. 3 yıl, 5 yıl… Öyle bir kültür, öyle bir yasada engel yok ama böyleydi.
Ne zamana kadar? Taraflardan biri ölürse, evlenirse, efendim zenginleşirse…
Bu gibi sebeplerle kaldırılır veya aleyhine nafaka hükmedilen zor duruma düşerse nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını isteyebilirdi. Onun dışında evlendin; 3 ay evli kaldın, 6 ay evli kaldın, 3 gün evli kaldın…
Bir anda böyle bir yoksulluk nafakası adı altında aleyhine kusurlu olanın nafakaya hükmedilir ve o ilanihaye devam ederdi. Bunun işte artık önüne geçilecek gözüküyor ama şu anda değil.
Şu anda karar yürürlüğe girmedi. Daha gerekçeli karar da yok. Gerekçeli karardan sonra 9 ay geçecek. Ya o 9 ayın içinde ya şimdi, bir gün yasa düzenlemesi yapılacak.
O zaman bu dediğin “6 yılsa 3 yıl” veya işte “toplu bir para” gibi bir sistemin yasalaşma imkan ihtimali var. Bu 1 Temmuz’a kadar yetişmeyebilir yalnız. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi nezaketen bekler Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını.”

“BEN OLSAM GEREKÇEYİ BEKLERİM”
“Bir günde yapamaz ama çıkarır tabii. Tüm Türkiye Büyük Millet Meclisi çıkarır. Ama şunu netleştirelim; o zaman ne olacak? Yasa boşluğu değil, Medeni Kanun’un 175 ve 176. maddelerini değiştirecek. Ama ben olsam gerekçeyi beklerim.
Yasa çıkacak. Çıktıktan sonra yürürlük başlayacak. O zaman o değişiklikler gündeme gelir. O güne kadar verilmiş ödenmişlere bir şey olmaz. Onlar iade olmaz.
Öyle olursa hukuk güvenliği ortadan kalkar. Peki, mahkeme kararları var ya onlar geçerliliklerini devam ettirir. Ama değişiklikler ortaya çıkacak tabii bu da enteresan bir süreci başlatacak. Çünkü tüm süresiz nafakaların gözden geçirilmesi gerekecek.
Dediğimi anladın mı? Bak bu çok önemli. Yani daha önce verilmiş devam edenlerle alakalı bir yapılandırma yapılması gerekecek. Yani “O kararları verdik, bu kararlar bağlayıcı” denilebilir, bitmişler için bir şey yok ama devam edenler için…”
“BAZI RAKAMLAR ÇOK YÜKSEK”
“Öyle olması lazım. Olmazsa şöyle bir durum olur; herkes başvuracak, diyecek ki: “Her ne kadar siz benim aleyhime süresiz nafakaya hükmettiyseniz de bakın Anayasa Mahkemesi iptal etti, Meclis kanun çıkardı, uyarlama yap kardeşim” diyecek.
Bir defa yoksullaşmanın gerçekleşmesi lazım. Yoksullaşma nedir anlatabildim, değil mi? Evlenmenin bitmesiyle gerçekleşen kadında veya erkekte iş gücü kaybı, mali kayıp…
Yani o evlilikteki durumunu devam ettirmesi için kusursuz olan veya az kusurlu olan eşe mahkemenin hükmettiği nafaka oluyor bu.
Bunun gerçekleşebilmesi için, bu modelin oluşabilmesi için bu dediğim şartlar olacak. Bu andan itibaren nafakanın hükmedilmesi yöntemi izleniyordu.
Şimdi bu kanun çıkarsa veya bu gerekçeli karar yayımlandıktan sonra iptal gerçekleşirse o takdirde artık mahkemeler yeni çıkan kanuna göre; bir, çıkmazsa kendisi takdir hakkını, takdir yetkisini kullanacak.
Bir diğer husussa üçüncü olarak şunu söyleyebiliriz, o güne kadar verilenlerle alakalı ne yapacak? Düzenleme yapacak. Şimdi sizin dediğiniz dolarlar, efendim eurolar, çok yüksek rakamlar…
Gerçekten insanların yoksullaştığı davalar var, dosyalar var. Yani özellikle kadın tarafında; evinde oluyor, 15 yıl evli, 20 yıl evli.
Tabii oraya güvenmiş, o evliliğe güvenmiş. Tabii burada şunu da unutmayalım arkadaşlar; biz hep nafakaya takılıyoruz bir de mal rejimi davaları var.
Eğer siz mal birliği veya mal ortaklığı rejimlerinden birisini seçmemişseniz mal ayrılığı üzerinden evlilik içerisinde kazanılmış tüm malların yarısında eşlerden diğeri sahibi oluyor.”

“GEÇİCİ BİR DÜZENLEME KOYULMASI LAZIM”
“Ya okulu bitinceye kadar, reşit oluncaya kadar; 18 yaş, 24 yaş… Onlarda devam eder. Ama diyelim ki 30-40 yaşına kadar devam eder mi? Etmez tabii ki. Yani orada zaten kendi içinde bir süre var, anlatabildim mi?
Yani diyelim ki çocuklar var ama reşitler, artık okulları yok, yükümlülükleri yok anne babanın kalmamış, o hani çocukları yetiştirme yükümlülüklerini yerine getirmişler, onlarda olmaz elbet.
Şöyle söyleyeyim; bence hakim… Burada yasal düzenlemeye gidilmeli, hakim serbest bırakılmalı. Somut olayın özelliklerine bakılmalı. 3 günlük evlilikle, 5 yıllık evlilikle, 10 yıllık evlilikle, 30 yıllık, 40 yıllık evlilik ve evlilik birliği içinde eşlerin durumları dikkate alınmak suretiyle adil bir denge gözetilmeli diye düşünüyorum.
Yani bu süresiz olup olmamaktan öte bir konu. Yani mutlak nafakaya hükmedilecek diye durum yok, mutlak süresiz olacak diye durum yok ama artık o “süresiz olarak” kısmının çıkması lazım, geçici bir düzenleme koyulması lazım.
Somut olayın özelliklerine uygun şahsın; kusursuzsa bak, az kusurluysa… Bu vaziyetlerine bakıp makul mantıklı nafakaya hükmedilmesi lazım.
Ben adili şöyle görüyorum; bir defa toplu bir para o tazminat zaten, onun dışında o kişiyi tamamen zor duruma sokacak ama bunu zenginleştirecek bir yöntem değil, sanki evlilik bitmemiş de evlilik birliği devam ediyormuş gibi o kadına veya erkeğe hayat hakkını sağlayan bir aylık ödemenin yapılması…
İlerideki dönemde maddi durumun iyileşmesi ve kötüleşmesine göre de tekrar nafakaların gözden geçirilmesi gerekir.
Ben olsam şunu yaparım: Evlilik 10 yılsa 10 yıl. 5 yılsa 5 yıl. 1 yıl altına nafakaya hükmetmem, örnek veriyorum size. Öyle bir şey koyarım, evet. 1 yılın üstü olursa evlilik birliği devam ettiği kadar yani katı değil, yarısı değil o kadarlık bir nafaka hükmederim.”
“EVLİLİK KUTSAL, BU KUTSALIN KORUNMASI LAZIM”
“Yani evet ama kadın da bilecek “Ben 3 yıl içinde iş bulmam lazım”.
Şunu söyleyeyim size; kadın diyelim genellikle kadın, 50-60 yaşında… E artık onun gerçekten ölünceye kadar veya uzun bir süre nafakaya…
Şimdi diyelim 25 yıllık evli, 50-55 yaşında kadın; evlenmiş de bir gün evli değil. Yani 20 yaşında evlenmiş, 30-35 yıl sonra boşanma gerçekleşmişse ve kadın kusursuzsa, erkek boşanmak istiyorsa…
Bu durumda siz o evlilik süresinin altına düşmeyecek bir nafaka süresini belirlemeniz lazım. Ben öyle düşünüyorum. Bunun farklı önerileri var.
İşte “yarısı olsun” falan değil. Bence bir yılın altı yok, bir yılın üstü veya “6 ay” dersiniz bir evlilik birliğinin devamı…
Artık o evliliğe güven vardır, orada siz evlilik süresince nafakaya hükmedebilirsiniz dediğim gibi.
Bu tazminatın engeli değil. Yani o kadar kusurlu ki eşlerden birisi, diğer taraf tazminat talebinde bulunmuş, bu ayrıca değerlendirilmeli. Ama şu demek değil; evlendin artık bütün tapu, her şey, hayat oraya geçti; öyle bir anlayış da doğru değil.
Neticede insanlar sevgileri saygıları devam ettiği sürece evli kalıyorlar, onda bir bitiş tükeniş olursa dediğim gibi hamama giren terler.
Orada kim kusurluysa kusursuz olan tarafa gerekli desteği vermeli. Çünkü evlilik birliği kutsal; anayasada da, dinde de imanda da her yerde evlilik birliği kutsal.
Neticede aile kutsal, bu kutsalın korunması ama bu korunmanın da makul mantıklı dengeli olması lazım.”

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi









