Nil Deltası’nda gerçekleştirilen kazılar, antik dünyanın gizemlerini modern jeofizik yöntemlerle buluşturdu.
Arkeologlar, uydu radar verileri ile yeraltı görüntüleme tekniklerini senkronize ederek, bölgede yüzyıllardır çamur tabakalarının altında gizlenen devasa bir yapının izini sürdü.
Mart 2026’da Applied Geophysics dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu yeni keşif, bölgedeki arkeolojik haritalamayı kökten değiştirdi.
6 metre derinlikten çıkarıldı
Keşif süreci, Sentinel-1 uydusundan alınan radar görüntülerinin analiziyle başladı. Araştırmacılar, 5 Mayıs 2018 tarihli verileri işleyerek yeraltındaki anomali kalıplarını belirledi. Bu noktada devreye giren elektriksel direnç tomografisi (ERT), zemini kazmadan gizli duvarları ve binaları haritalamayı mümkün kıldı.

Yapılan taramalar, yaklaşık altı metre derinlikte yer alan devasa bir yapıyı işaret etti. İlk üç metresi Roma dönemine ait çömlek parçalarıyla dolu olan toprağın altındaki bu daha derin katman, ekibi Saite dönemine (yaklaşık 2.600 yıl öncesi) götürdü.
Dini bir merkez mi?
Yapılan ön kazılarda, jeofizik verileri doğrulayan çamur tuğla duvarlar ortaya çıkarıldı. Ancak bulguları “tapınak” hipotezine taşıyan esas etken, bölgeden çıkan zengin eserler oldu. Küçük bir sunu havzası ve İsis, Horus, Taweret gibi Mısır tanrılarını tasvir eden çok sayıda dini muska keşfedildi.
Ayrıca, Anubis’i temsil eden muskalar, kireçtaşı heykel parçaları ve Kral III. Thutmose’un adını taşıyan steatit bir mühür gibi nadide eserler, buranın kültürel ve dini açıdan merkezi bir alan olduğunu kanıtlıyor.
Arkeologlar, tüm bu bulguların bir araya gelmesiyle, söz konusu yapının 26. Hanedanlık döneminden kalma bir tapınak olduğundan emin olduklarını ifade ediyor.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi








