Türkiye’de somon denildiğinde akla ilk olarak Karadeniz gelse de, bu balığın yolculuğu aslında yüzlerce kilometre içeride başlıyor.
Denize kıyısı bulunmayan Sivas’ta yetiştirilen somon adayları, belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra Karadeniz’deki kafeslere taşınıyor.
Burada deniz suyunda gelişimlerini tamamlayan balıklar, “Türk somonu” olarak hem iç piyasaya sunuluyor hem de birçok ülkeye ihraç ediliyor.
Bu üretim modeli, Türkiye’nin son yıllarda su ürünleri ihracatındaki en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri olarak gösteriliyor.

Somonun ilk durağı: Sivas
Sivas’ın İmranlı ilçesinde bulunan İmranlı Baraj Gölü, temiz ve soğuk su yapısıyla alabalık yetiştiriciliği için uygun koşullar sunuyor. Bu nedenle bölgede yetiştirilen balıklar doğrudan somon olarak değil, “somon adayı” olarak üretime alınıyor.
Yetiştiriciler tarafından yaklaşık 500-600 gram ağırlığa ulaştırılan balıklar, oksijen destekli özel tankerlerle Karadeniz kıyısındaki deniz kafeslerine sevk ediliyor. Böylece balıkların yaşam döngüsünde ikinci ve en kritik aşama başlamış oluyor.
Karadeniz’de büyüyor
Deniz kafeslerine alınan balıklar burada aylar boyunca beslenmeye devam ediyor.
Tuzlu suya uyum sağlayan balıklar hızla büyüyor, et yapıları değişiyor ve somona özgü pembe et rengi oluşuyor.
Yaklaşık 2,5 ila 4 kilogram ağırlığa ulaşan balıklar artık “Karadeniz somonu” ya da uluslararası pazarda bilinen adıyla Türk somonu olarak satışa hazır hale geliyor.
Bu süreçte Karadeniz’in su sıcaklığı, akıntısı ve oksijen seviyesi balığın gelişiminde önemli rol oynuyor.

Yılda 950 ton
Tesiste yıllık yaklaşık 950 ton üretim kapasitesi bulunurken, fiili üretim miktarı 400 ila 500 ton arasında değişiyor.
Üretilen balıkların bir bölümü iç piyasaya alabalık olarak gönderilirken, büyük kısmı ise Karadeniz’e taşınarak somon üretim zincirine dahil ediliyor.
Ruslar’ın gözü Sivas’ta
Sivas’ta yetiştirilen balıklar Karadeniz’deki gelişimlerini tamamladıktan sonra yalnızca Türkiye’de tüketilmiyor. Özellikle Rusya başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilen Türk somonu, son yıllarda Avrupa ve Asya pazarlarında da ilgi görüyor.
Bu sistem sayesinde denize kıyısı olmayan bir şehirde başlayan üretim, uluslararası pazara uzanan ekonomik bir değere dönüşüyor.










