
Ensonhaber YouTube kanalı içerikleri ile adından söz ettirmeye devam ediyor.
Kapsül Tarih programıyla izleyiciyle buluşan Tarihçi Mustafa Armağan, son olarak Sultan Abdülhamid’i ve futbolla arasındaki ilişkiyi anlattı.
“ATIALN BİR SÜRÜ İFTİRA VAR”
Sevgili dostlar, merhabalar. Kapsül Tarih’e hoş geldiniz. Bugün Kapsül Tarih’te biraz futbol gündemiyle ilgili bir boyut açmak istiyorum. Futbol tarihimizden enteresan bir pasaj. Yani Sultan Abdülhamid futbola düşman mıydı?
Bu uzun zamandır maalesef Türkiye’de Sultan Abdülhamid’e zaten atılan bir sürü iftiralar var. Fakat bu da futbol camiasının içerisinde dolaşan bir tevatür. Acaba bunun gerçekliği var mı ve iddialar neye dayanıyor ve işin aslı ne? Bunları hep beraber görelim bakalım.
“FUTBOLA DÜŞMAN OLSAYDI, BEŞİKTAŞ KURULUR MUYDU”
Şimdi Sultan Abdülhamid’e nice iftiralar atıldı. Donanmaya karşıydı, denizciliğe düşmandı, yok işte gençlerin boyunlarına taş bağlayıp Haliç’ten denize attırdı, işte rüşvetler aldı, şunu yaptı, bunu yaptı. Böyle akla hayale gelmedik bir sürü iftiralar atıldı.
Ama Sultan Abdülhamid’in gerçek kimliği 1950’lerden sonra, 60’lardan sonra akademik çalışmalara yansıdıkça Sultan Abdülhamid’in son derece olumsuz bir imajı vardı İttihat Terakki ve Cumhuriyet döneminde.
Benim öğrencilik yıllarımda bile okul kitaplarımızda Kızıl Sultan diye yazdığını hatırlıyorum. 1931 yılında yazılan bir kitap var, şerefsiz diyor ya. İnsan kendi ülkesinin padişahına şerefsiz der mi?
Ama işte böyle şerefsizlerin yazdıkları kitaplar bize nelere mal oldu. Bunları yakın tarihin kirlerini temizleye temizleye bitiremiyoruz. Şimdi Sultan Abdülhamid’e futbola düşmandı, futbol oynanmasına karşıydı falan.
Efendim bazı futbolcuları sahaya çıkınca Türk futbolcularının futbol oynamasına karşıydı. Bir de öyle diyorlar. Türk futbolcular sahaya çıkınca onları yakalatıyordu, hapse atıyordu diyorlar şimdi.
Akla hayale gelmedik böyle iftiralar atılıyor. Şimdi bir kere üç büyük kulübümüzün kuruluş tarihine bakalım. Futbola düşmansa Sultan Abdülhamid, İstanbul’da sarayının hemen dibinde kurulan Beşiktaş’ın kurulma şansı var mıydı?
“ÜÇ BÜYÜK KULÜBÜN ZAMANINDA SULTAN ABDÜLHAMİD VARDI”
İstihbarat ajanlarının cirit attığı bir yer Serencebey yokuşu. Orada Beşiktaş kuruluyor, önce jimnastik kulübü, üç yıl sonra da futbol kulübü olarak faaliyetine geçiyor. Sultan Abdülhamid zamanında 1906’da Beşiktaş Futbol Kulübü olarak maçlara başladı. Devam ediyoruz 1905’te Galatasaray Futbol Kulübü olarak kuruldu.
Yine Sultan Abdülhamid zamanı ve Galatasaray İstanbul Ligi’nde maçlar oynadı. İlk şampiyonluğunu 1908 yılında aldı.
1907-1908 sezonunda ilk lig şampiyonluğunu aldı. Kim vardı o zaman başta? Sultan Abdülhamid vardı. Hadi bunu da açıklayın. Ve 1907’de Fenerbahçe kuruldu Futbol Kulübü olarak.
Fenerbahçe de İstanbul Ligi’ne katıldı onun zamanında. Birlik maçlar oynadı. Niye bunlara karışmadı? Niye bunları kapatmadı? Niye bunlara engel olmadı?
“YABANCILAR KULÜP KURUP, CASUSLUK YAPIYORDU”
Abdülhamid’in bunlarla bir derdi yok. Neydi derdi? Yabancılar İstanbul’da bulunan İngilizler ve yerlilerden işte Rumlar vesaire bunlar kendi aralarında işte bir takım futbol kulüpleri Black Stockings ilk kurulan kulüp kurmuşlar ve oynuyorlardı.
İngilizlerin kurdukları bu takımlarda bir takım casusluk faaliyetleri yapılıyordu.
Futbol vesilesiyle halkın arasına girip onları tahrik ediyorlar, onları yönlendiriyorlar ve telkinlerde bulunuyorlardı. Futbol maçlarının basılmasının sebebi budur. Devlet ne yapacak? Aman ne güzel İngilizler maç oynuyor karışmayalım mı diyecek?
Elbette eğer bir casusluk faaliyeti ya da bir istihbarat faaliyeti yapılacak olursa oraya girecek ve o maçı engelleyecek. Oradaki oynayan futbolcuları onların içinden alacak. Şimdi Müslümanların futbol oynaması yasak mıydı?
Bakın ben bunu kendim söylemeyeceğim. Galatasaray camiasını yakından tanıdığı Melih Şabanoğlu böyle bir kitap yazdı ve bu kitapta Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de futbolun erken çağı, kuruluş isminde böyle bir çalışma gerçekten değerli.
Arşiv belgelerine, kayıtlara dayalı bir çalışma. Tabii burada Galatasaray formasının, Fenerbahçe formasının evrimini falan da anlatıyor. Galatasaray’ın ilk forması da kırmızı beyazmış, bunu da burada öğrenmiş olduk.
Şimdi şöyle diyor: Türkiye’de spor tarihi yazıcılığında sürekli kopyalanarak tekrarlanan bir iddia mevcut.
“MÜSLÜMANLARIN FUTBOL OYNAMASI YASAK DEĞİLDİ”
İstibdat devrinde yani Abdülhamid devrinde Müslümanların futbol oynaması yasaktı. Bu nedenle Müslümanlar gizli gizli futbol oynamak zorunda kaldı. Bunu şöyle ele alıyor: İkinci Abdülhamid döneminde Müslümanların futbol oynaması yasak değildi.
Hiçbir zaman da söz konusu olmadı yasak olmadığı. Nitekim bu konuda çıkmış bir irade-i seniyye yani padişah fermanı da yoktur.
Zaten mantıken böyle bir yasaklama olsa futbolcuları ağırlıklı olarak Müslümanlardan oluşan Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin İkinci Abdülhamid döneminde kurulmaları da mümkün olamazdı, bu açıktır.
Ayrıca Galatasaray evlerde yapılan gizli toplantılar sonucunda da kurulmadı.
Tam tersine bu kuruluşun her süreci açık ve şeffaftı. Galatasaraylıların çayırlardaki tüm futbol faaliyetleri kamuya açık gerçekleşti. Ancak şunu da unutmamalıyız bütün futbol faaliyetleri gibi Galatasaray’ın etkinlikleri de saray tarafından izlenilmiştir.
Ancak hiçbir Müslümanın futbol oynamasının önlenmemiş olduğu gibi Galatasaray’ın da tarih sahnesine çıkışı sarayca izlenmiştir ama engellenmemiştir. İkinci bir nokta İkinci Abdülhamid döneminde sadece Müslümanlar değil futbol oynayan Britanyalılar da takip edildi. İngilizler de takip edildi.

“YA DEVLET APTAL MI”
Ancak burada şunu hemen belirtmek gerekiyor ki Britanyalılar futbol oynadıkları için değil Birleşik Krallık uyruğuna sahip oldukları için takip edildi. Çünkü İkinci Abdülhamid döneminde dış politikanın temel çizgilerinden birisi de Birleşik Krallık’ın Osmanlı’nın devam etmesini istemediği düşüncesine dayanıyordu.
Bu politikanın iki amacı vardı. İlki Britanyalıları gözetim altında tutmak, ikincisi ise Osmanlı’nın Müslüman tebaasının Britanyalılarla temasa geçtikleri halleri saptamak eğer tehlikeli bir oluşum varsa bunu önceden önlemek.
Orada Fuat Hüsnü örneğini veriyorlar. Galatasaraylı bir futbolcu, Bobby takma adıyla futbol oynamak zorunda kaldı kendisini gizlemek için. Ya devlet aptal. Yani adam kendisine Bobby dedi, devlet de onu Bobby olarak kabul etti öyle mi? Yani İngiliz olduğunu kabul etti.
Öyle bir şey olabilir mi? Ve burada Fuat Hüsnü’nün takip edildiği, yakalandığı ve sorguya çekildiğini de biliyoruz. Ama bu sorguya çekilme olayı nedir? Çünkü Fuat Hüsnü’nün abisi Hamit Hüsnü İttihatçıydı. Ve Hamit Hüsnü İttihatçı olduğu için yakalandı Fizan’a sürüldü. Kardeşi olduğu için onun takip altında kalması gayet normal. Yani burada Sultan Abdülhamid’e suikast düzenleyeceği gerekçesiyle yakalanmış olan abisinden dolayı Fuat Hüsnü de takibe uğramış ve o sorguya çekilmesinin sebebi de budur.

“YA ADAM NİYE DÜŞMAN OLSUN FUTBOLA”
Şimdi birçok futbol kulübü kuruldu bugün bir kısmı yaşamıyor. Ama yaşayanlardan üç büyük kulübümüz onun zamanında, onun iktidarı döneminde hem de iktidarın gözünün önünde biri Taksim’de, biri işte Kadıköy’de, birisi de Beşiktaş’ta kuruldu.
Bu üç büyük kulüp de Sultan Abdülhamid’in zamanında kurulan kulüplerdi ve onlar o zamanlar Sultan Abdülhamid’e zaman zaman bu kulüpler gösteri yaparlardı.
Giderlerdi saraya jimnastik gösterileri, futbol gösterileri çeşitli gösteriler yapar padişahın gözüne girip ondan madalya almaya, ondan nişan almaya, hediye almaya giderlerdi. Ve Galatasaray Lisesi öğrencileri Sultan Abdülhamid’in huzuruna gidip de birtakım jimnastik barfikste şurada burada işte hareketler yaptılar ve bunun karşılığında da kendilerine birer altın madalya, spora hizmet ettikleri için altın madalya takıldı.
Yani aslında üç büyük kulübümüzün kurucusu da Sultan Abdülhamid’dir. Bunu niye söylemiyorlar, bunu niye dile getirmiyorlar? Onun zamanında kuruldu yani kuruluş tarihine bakın, 1909’a kadar bu ülkenin başında Abdülhamid Han vardı. Ama burada Sultan Abdülhamid’in sanki laneti değmiş gibi bu futbol kulüpleri bu isimden hoşlanmıyorlar.
Biraz Beşiktaş bunu zaman zaman dile getiriyor ama diğer kulüpler nedense gerek müzelerinde gerekse tarihlerinde Sultan Abdülhamid futbolu engellemiştir, mani olmuştur, karşı çıkmıştır, futbol düşmanıydı. Ya adam niye düşman olsun futbola?
“BİRÇOK SPOR DALINI ABDÜLHAMİD GETİRDİ”
Türkiye’ye birçok spor dalının gelişmesini sağlayan, mesela eskrim sporunu Türkiye’ye getiren Sultan Abdülhamid’dir biliyor musunuz? Bir Alman sporcu heyeti geldi, kendisinin karşısında eskrim oynadılar. Hoşuna gitti ya dedi ki bunu Türkiye’de kuralım ve eskrimi Türkiye’de kurduran Sultan Abdülhamid’dir.
Belki Eskrim Federasyonu bile bunu dile getirmiyordur Türkiye’de. Ya bu nedir, niye düşmanlık yapıyorsunuz? Yani birçok kurumumuzun bugün Ziraat Bankası’nın kurucusu odur, birçok Emekli Sandığı’nın kurucusu odur ve bizim hukuk fakültesinin kurucusu odur, İstanbul Üniversitesi’nin kurucusu odur, Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kurucusu odur, Sanayi Nefise Mektebi’ni açtı.
Açtığı hastanelerin, GATA’nın kurucusudur ya, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin kurucusu Sultan Abdülhamid’dir. Ama gidin belki de GATA’nın duvarlarında bir tane resmi yoktur.
Darülaceze’nin kurucusudur fakat bahçesinde bir paşanın büstü var Sultan Abdülhamid’in büstü yok. Ha yapılmasın, ben büste de taraftar değilim ama şimdi hakkı sahibine teslim etmek benim bütün derdim bu.
Sultan Abdülhamid bu ülkenin modern tarihinin en büyük şahsiyetlerinden biridir ve bugün biz eğer bu noktaya gelebilmişsek bunda onun döneminde yaşanmış olan eğitim, kültür, ulaşım, iletişim, sanat faaliyetlerinin tartışılmaz bir yeri vardır.”

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi








