Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel dengeler açısından yeni bir dönemi başlatma kapasitesiyle büyük ilgi gördü.
Anlaşma Batı medyasında da geniş yer buldu. Uluslararası medyada, bölgede Müslüman nüfuslu ülkeler arasında daha geniş bir güvenlik ortaklığının oluşabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Anlaşmayla ilgili Türkiye medyasında da birçok değerlendirme yapıldı. Türk medyasında yapılan değerlendirmelerde 1955 yılında Başbakan Adnan Menderes’in öncülüğünde kurulan Bağdat Paktı’na da hatırlatmalar yapıldı.

BÖLGEDE SOVYET ETKİSİ
Adnan Menderes, o dönem Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) bölgedeki etkisinden kaygılıydı.
SSCB, Soğuk Savaş döneminde dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Orta Doğu’da da nüfuzunu artırmayı hedefleyen hamleler içindeydi.

İRAN’DA KÜRT VE AZERİ DEVLETLERİ
II. Dünya Savaşı sırasında işgal ettiği İran’ın kuzeyindeki topraklardan çekilmeyen SSCB, 1945’te ülkenin kuzeyinde Azerbaycan Milli Hükümeti’nin, 1946’da da Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin ilan edilmesini destekledi.
Her ne kadar SSCB’nin birliklerini çekmesi üzerine İran içinde ortaya çıkmış bu iki Moskova destekli otorite de yıkılsa da 1946 İran Krizi, SSCB’nin bölge ülkelerinin iç siyasi dengelerine müdahil olabilecek etkin bir güç olabileceğini gösterdi.

ABDÜNNASIR’IN SOVYETLERLE FLÖRTÜ
1952’de Mısır’da Kral Faruk’u deviren askeri ihtilalin lideri Cemal Abdünnasır’ın, ilerleyen dönemde tamamen yönetimi ele aldığı ülke, birçok dış politika başlığında ABD ve İngiltere ile karşı karşıya geldi.
Mısır, 1955 yılında Sovyet bloğunun bir parçası olan Çekoslovakya’dan yüklü miktarda silah satın aldı.
Aynı dönemde Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’nin de Sovyetler ile ilişkileri giderek yakınlaşıyordu.

SOVYET KAYGISI
NATO’ya henüz 1952 yılında katılmış olan ve bunda SSCB’nin ülkeden toprak taleplerinin büyük payı olan Ankara için o dönemde Moskova’nın Orta Doğu’daki müdahaleci varlığı önemli bir tehdit olarak değerlendiriliyordu.
Ankara için, SSCB’nin güneye inme ihtimali, her zaman için bir güvenlik tehlikesi olarak kabul ediliyordu.

İLK ADIM PAKİSTAN İLE
Bağdat Paktı fikri, Soğuk Savaş sürecinde SSCB’nin bölgedeki hamlelerinin yoğunlaştığı bu dönemde olgunlaştı.
Paktın kurulmasında 2 Nisan 1954’te Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan ve Karaçi Antlaşması diye anılan dostluk ve iş birliği antlaşması bir ön adım oldu.

TÜRKİYE VE IRAK RESMEN BAŞLATTI
Irak Başbakanı Nuri Said Paşa ise aynı yılın Ekim ayında Ankara’ya ziyareti sırasında Türkiye ile birlikte bölgede bir savunma örgütü oluşturma kararı aldıklarını açıkladı.
Türkiye ile Irak arasında 24 Şubat 1955 tarihinde imzalanan iş birliği antlaşmasıyla da paktın temelleri atıldı.
Anlaşmaya göre iki ülke, güvenliklerini tehdit eden durumlarda iş birliği yapacak ve savunma alanında birbirlerine destek olacaktı.

ÜÇ ÜLKE DAHA KATILDI
Türkiye-Irak arasında imzalanan anlaşma, aynı yıl içinde başka ülkelerin de katılmasıyla bölgesel bir savunma örgütüne dönüştü.
4 Nisan’da İngiltere, 23 Eylül’de Pakistan, 3 Kasım’da da İran’ın katılımlarıyla Bağdat Paktı kurulmuş oldu.

MISIR VE SURİYE KARŞI ÇIKTI
Ancak başta Mısır’ın iktidarını elinde tutan Abdünnasır olmak üzere bölgedeki Sovyetlere yakın aktörler, Bağdat Paktı’nın kurulmasından büyük rahatsızlık duydu.
Müslüman Kardeşler’e yaptığı baskılarla bilinen Abdünnasır ile birlikte, ilişkileri SSCB ile hızla yakınlaşmakta olan Suriye de pakta katılmayı kabul etmedi.
Bazı Arap ülkeleri de anlaşmaya mesafeli tutum aldı.

BAĞDAT’TA İTTİFAKA DARBE
14 Temmuz 1958 tarihinde Ankara’nın müttefiki olan Irak’ta askeri darbe oldu.
Darbe, Irak ile Ürdün’ün Şubat 1958’de Arap Federasyonu’nu kurmasının da hemen ardından yaşandı.
General Abdülkerim Kasım öncülüğündeki darbeciler tarafından Kral II. Faysal ile Başbakan Nuri Said Paşa öldürüldü.
Darbeden bir gün sonra vurularak öldürülen Başbakan Nuri Said Paşa’nın cenazesi defnedildiği mezarından, darbe destekçileri tarafından çıkarılarak sokaklarda sürüklendikten sonra bir direğe asılarak yakıldı.
Cunta yönetimi, Irak’ı hızla Bağdat Paktı’ndan uzaklaştırdı.

CENTO DÖNEMİ
Irak’ın çekilmesinin ardından paktın merkezi Ankara’ya taşındı.
Paktın adının da Irak’ın başkenti Bağdat ile anılmamasına karar verilerek, CENTO (Central Treaty Organisation, Merkezi Antlaşma Teşkilatı) adına karar verildi.
Türkiye, İran, Pakistan ve Birleşik Krallık örgütte kalmaya devam etti.

2 YIL SONRA TÜRKİYE’DE DARBE
Irak’taki darbenin üzerinden 2 yıl geçmeden Türkiye’de de 27 Mayıs 1960 tarihinde yaşanan askeri darbe sonucunda Adnan Menderes ile birlikte Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idama götürüldü.
2 yıl arayla Bağdat Paktı’nın öncüsü iki ülkede de yaşanan darbeler ile bölgedeki alternatif güvenlik çabasına darbe vuruldu.

TBMM BİNASI CENTO MERKEZİ OLDU
Darbeciler tarafından kapatılan TBMM’nin, 1924-1960 yılları arasında faaliyet gösterdiği “II. TBMM Binası” 1961-1979 yılları arasında CENTO Genel Merkezi olarak kullanıldı.
Fiilen işlevsiz hale gelen CENTO’nun varlığı, 1979 yılında önce Pakistan’ın ardından da İran’ın ayrıldıklarını açıklamalarıyla son buldu.

MENDERES’İN HEDEFİ
Menderes hükümeti için Bağdat Paktı, yalnızca Ortadoğu’daki bir diplomatik girişim değildi.
Ankara, NATO üyeliğinin ardından Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne karşı Batı savunmasının güneydoğu kanadında daha güçlü bir konuma yerleştirmeye çalışıyordu.
Böylece 1955’te Bağdat’ta atılan imza, Türkiye’nin Soğuk Savaş boyunca Ortadoğu’daki konumunu belirleyen en önemli adımlardan biri haline geldi.









