Avrupa, Rusya’dan sağlanan doğal gaz ithalatını önemli ölçüde azaltırken, enerji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda aslında yeni ve daha karmaşık bir bağımlılık ağına sürüklenmiş durumda.
İsrail merkezli analiz platformu Zman Yisrael’de yayımlanan dikkat çekici bir değerlendirme, Türkiye’nin tarihsel ve jeopolitik konumunun sağladığı avantajı yeniden nasıl güçlendirdiğini ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde kilit bir geçiş noktası haline geldiğini ortaya koyuyor.
Analizde, 1453’te İstanbul’un fethinden bu yana değişmeyen coğrafi gerçekliğin, günümüzde doğal gaz boru hatları ve enerji ticaret ağları üzerinden yeniden şekillendiği ifade edildi.
COĞRAFYANIN DEĞİŞMEYEN STRATEJİK GÜCÜ
Tarihsel süreçte coğrafyanın sunduğu stratejik üstünlüklerin hiçbir zaman değişmediğini belirten uzmanlar, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinin arkasındaki temel motivasyonun sadece Bizans surları değil, Karadeniz ile Akdeniz’i, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan boğazların kontrolü olduğunu hatırlatıyor.
Osmanlı padişahlarının her şeyin geçtiği bu kritik kavşakta bir imparatorluk inşa ettikleri belirtilen analizde, gücün malın kendisinde değil, kimin, ne zaman ve hangi fiyata geçeceğine karar verme yeteneğinde olduğu ifade edildi.
Bugün de benzer bir coğrafi kaderin enerji hatları üzerinde “Boğazı kontrol eden, gazı da kontrol eder” görüşü üzerinden şekillendiği görüldü.

RUSYA İÇİN KİLİT AKTÖR TÜRKİYE
Avrupa Birliği’nin Rus gazına olan bağımlılığını kesme yönündeki kararlı adımları, enerji haritasındaki dengeleri tamamen değiştirdi.
Rus gazının AB’ye yapılan tüm gaz ithalatındaki payı 2021’de yaklaşık %45’ten 2025’te yaklaşık %12’ye düştü. Ancak enerji bağımsızlığı sadece gazı kimin sattığı meselesi değil.
Gazın geçtiği kavşağı kimin kontrol ettiği meselesidir. Rusya’nın boşluğunu doldurmaya çalışan Avrupa, doğudan gelen gazın en güvenli ve elverişli rotası olarak Türkiye’ye muhtaç kalıyor.

“TÜRKİYE’NİN ENERJİYİ SADECE TAŞIMAKLA KALMAYIP, ONUN KÜRESEL FİYATINI DA BELİRLEMEK İSTEDİ AÇIKÇA ORTADA”
Türkiye’nin enerji koridorundaki en büyük kozlarından biri, Azerbaycan gazını Avrupa’ya ulaştıran Güney Gaz Koridoru oldu.
Bu koridorun kapasitesi ve Türkiye’nin üstlendiği kritik rol şu verilerle ortaya konuyor:
““Güney koridorunda Azerbaycan gazı Gürcistan ve Türkiye üzerinden Yunanistan, Arnavutluk ve İtalya’ya akıyor. Türkiye bölümünün omurgasını oluşturan TANAP boru hattı şu anda yılda yaklaşık 16 milyar metreküp gaz taşıyor ve bunun 24 milyar metreküpe, ardından da 31 milyar metreküpe çıkarılması planlanıyor. Ancak Ankara’nın hedefi sadece bir transit ülke olmakla sınırlı değil. Türkiye’nin enerji borsası EPİAŞ bünyesinde işletilen gaz piyasası, vadeli işlemler ve yerel referans fiyat mekanizmaları, Türkiye’nin enerjiyi sadece taşımakla kalmayıp, onun küresel fiyatını da belirlemek istediğini açıkça ortaya koyuyor.””

“TÜRKİYE AVRUPA’NIN DÜŞMAN OLARAK TANIMLAMAKTA ZORLANDIĞI BİR AKTÖR”
Analizde Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki özgün konumuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
““Rusya’nın aksine, Türkiye bir NATO üyesi, rahatsız edici bir köprü ve Avrupa’nın düşman olarak tanımlamakta zorlandığı bir aktör. Bu nedenle, Türkiye’nin baskısı, geldiğinde, mutlaka bir enerji krizi gibi görünmeyebilir. Tamamen farklı bir masada siyasi, güvenlik veya ekonomik bir talep olarak ortaya çıkabilir.””
Bu durum, Avrupa’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların benzerini Türkiye’ye uygulayamayacağı anlamına geliyor.

TÜRKİYE’NİN İSRAİL’E KARŞI COĞRAFİ ZAFERİ
İsrail basınında yer alan analizde, Tel Aviv yönetimi İsrail gazını doğrudan Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen EastMed boru hattı projesinin maliyetli ve karmaşık bir vizyon olarak kalması, İsrail’i Hindistan, Körfez ve Avrupa arasında bir köprü yapmayı amaçlayan IMEC koridorunun ise “Irak-Türkiye Kalkınma Yolu” projesiyle rekabet etmek zorunda kalması IMEC koridorunu bypass etme ihtimalini güçlendirdi.
İsrail, barışçıl politikalar izleyen Türkiye’yi sadece bir güvenlik tehdidi olarak görürken, Ankara’nın asıl mücadeleyi boru hattı haritaları üzerinde yürüttüğü vurgulandı.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi








