Afrika, kıtanın kaderini değiştirebilecek tarihin en iddialı ve tartışmalı mühendislik projelerinden birine hazırlanıyor.
Yıllardır devam eden iklim değişikliği, kuraklık ve kontrolsüz su kullanımı yüzünden adeta yok olma noktasına gelen Çad Gölü’nü kurtarmak için düğmeye basıldı.
“Transaqua” adı verilen 50 milyar dolarlık dev proje kapsamında, Kongo Nehri’nin bir bölümünün yönünün değiştirilmesi planlanıyor.
2 bin 400 kilometrelik dev kanal
Plana göre, Kongo Nehri’nden alınacak can suyu, tam 2 bin 400 kilometre uzunluğunda devasa bir kanal aracılığıyla Çad Gölü’ne taşınacak.
Bir dönem 25 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan ancak bugün yüzeyinin yüzde 90’ını kaybeden göl, bu sayede yeniden eski günlerine döndürülmeye çalışılacak.

40 milyon insanın ekmeği bu göle bağlı
Çevrede yaşayan yaklaşık 40 milyon insan, geçimini doğrudan Çad Gölü’nden sağlıyor. Balıkçılık, tarım ve hayvancılık yapıyor.
Projenin destekçileri, suyun gelmesiyle birlikte bölgedeki ekonomik krizin çözüleceğini, tarım ve ulaşımın canlanacağını, hatta bölgedeki siyasi istikrarsızlıkların bile azalacağını savunuyor.
Engeller ve çevresel kaygılar masada
Ancak 50 milyar dolarlık bu devasa hayalin önünde hala büyük engeller var. Başta Demokratik Kongo Cumhuriyeti olmak üzere bazı ülkeler, kendi su kaynaklarının zarar görmesinden ve yaşanabilecek çevresel felaketlerden endişeli.
Yüksek maliyet ve diplomatik pürüzler yüzünden proje yıllardır kağıt üzerinde kalsa da Transaqua, Afrika’nın geleceğini şekillendirecek en büyük proje olarak konuşulmaya devam ediyor.









