Arap Körfezi’nin ortasında yükselen ve doğrudan deniz üzerine çizilmiş gibi duran Palm Jumeirah, görenleri büyülüyor.
Yıllardır lüks yaşamın ve muhteşem mimarinin simgesi olarak bilinen bu ada, aslında insan elinden çıkmış en büyük ve en karmaşık mühendislik projelerinden biri.
Ancak suyun üzerinde gördüğümüz o devasa otellerin ve lüks villaların altında, denizin metrelerce derinliğine uzanan devasa bir mücadele saklı.
Uzay teknolojisiyle yapıldı
2001 yılında yapımına başlanan ada için öncelikle deniz tabanından yaklaşık 100 milyon metreküp kireçtaşı kumu çıkarıldı. Büyük tarak gemileriyle çekilen bu kumlar, gökkuşağı adı verilen özel bir yöntemle denizin üzerine püskürtüldü.
Fakat ortada hiçbir yol ya da kara parçası yokken palmiyenin 17 yaprağını ve gövdesini doğru yere yerleştirmek hiç kolay olmadı. Mühendisler, kumu santimetrelik hassasiyetle dökebilmek için santim santim çalışan DGPS adı verilen gelişmiş bir uydu konumlandırma sistemi kullandı.

11 kilometrelik bariyer oluşturuldu
Sadece kum dökmek adayı ayakta tutmaya yetmiyordu. Dalgaların adayı yok etmesini önlemek için etrafına 11 kilometre uzunluğunda dalgakıran inşa edildi.
Bu bariyer için tam 7 milyon ton kaya denize istiflendi. Dalgıçlar, suyun altına inerek taşların doğru yerleştirildiğini tek tek kontrol etti.
Her gün bakım istiyor
Pek çoğumuz projenin bittiğini sansa da adadaki çalışma aslında hiç durmuyor. Çünkü deniz, doğası gereği adanın kumlarını süpürmeye ve erozyona sebep olmaya devam ediyor.
Ekipler, yakın zamanda kaybolan plajları kurtarmak ve su dolaşımını düzenlemek için adaya 1,5 milyon metreküp daha özel deniz kumu ekledi.
Bu ada, suyun altında kalan kilometrelerce kaya, uydu takipleri ve bitmeyen bir bakımla ayakta durmaya devam ediyor.








