İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi” tanıtım programına katıldı.
Burada kısa ve önemli de bir konuşma yapan Duran, dijitalleşmenin kamu yönetimindeki etkilerini değerlendirdi.
“Değerli katılımcılar; bugün burada dijitalleşmenin kamu yönetimindeki etkilerini değerlendirmek, kamu iletişiminin geleceğine ilişkin bir vizyon ortaya koymak ve kamu kurumlarımızın dijital dönüşüm sürecini daha güçlü bir zemine taşımak amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.” diyen Duran, artık vatandaşların siyaset ve kamu iradesiyle göz hizasında iletişim kurduğunu belirtti.
“MİLLET-DEVLET İLETİŞİMİ ANLAMINDA OLUMLU TABLO MUHAFAZA EDİLMELİ”
Duran devam eden konuşmasında şöyle dedi;
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden; siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine ulaştık, şükürler olsun.
Millet-devlet iletişimi anlamında oluşan bu olumlu tabloyu muhafaza etmek ve daha da geliştirmek bizlere sorumluluk yüklemektedir, kamu yöneticilerine ve iletişimcilere sorumluluk yüklemektedir.
Türkiye Yüzyılı vizyonu için güven üreten kurumlar, etkin kamu yönetimi ve vatandaş odaklı hizmet anlayışı çerçevesinde güvenilir kamu iletişimini esas alıyoruz.”
“TARİHİ BİR DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYORUZ”
“İnsanlık tarihinin bizlere gösterdiği en çarpıcı gerçeklerden biri şudur: Büyük dönüşümler insanın bilgiyle, hakikatle ve birbirleriyle kurduğu ilişkinin değişmesiyle başlamıştır. Bu çerçevede matbaanın icadı bilgiye erişimin sınırlarını değiştirmiştir.
Yine benzer şekilde sanayi devrimi üretim biçimlerini dönüştürmüştür. Radyo ve televizyon kitle iletişimini yeniden tanımlamıştır.
Bugün ise dijital teknolojiler ve yapay zeka; iletişim araçlarıyla birlikte düşünme biçimlerimizi, karar alma süreçlerimizi ve kamu yönetiminin işleyişini yeniden şekillendirmektedir.
Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönem, ilk bakışta basit bir teknolojik yenilenme süreci gibi görülebilir. Ancak hakikat böyle değildir. Çünkü bilgiyle, hakikatle ve çevremizle ilişkimizi yeniden belirleyen tarihi bir dönüşümün içinden geçiyoruz.
Elbette bu köklü değişim devlet-vatandaş ilişkisini de değiştirip dönüştürüyor.
Geldiğimiz noktada devletler artık sadece fiziki sınırlarını değil; dijital varlıklarını, bilgi güvenliklerini ve hakikat alanlarını da korumak zorundadır.
Çünkü günümüzde gücün ölçüsü tek başına ekonomik kapasite, askeri imkanlar veya teknolojik üstünlükle ölçülmemektedir. Asıl güç; doğru bilgiyi üretebilme, güvenilir bilgiye sahip olabilme ve toplumla güven esasına dayalı bir iletişim kurabilme kabiliyetidir.
Elbette toplumun verilerinin korunması ve işlenmesi de buna dahil. Tam da bu nedenlerle kamu iletişimi bugün devlet yönetiminin tamamlayıcı unsurlarından ve stratejik sütunlarından birisi olarak görülmelidir.”

“GÜVEN ZEDELENİRSE KAMU OTORİTESİ YARA ALIR”
“Kıymetli katılımcılar; iletişim, stratejik olarak planlanıp uygulandığı kamu hizmetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bağlamda iletişim; devlet aklının topluma yansıması, kamu vicdanının sesi, vatandaşla kurulan güven köprüsüdür.
İletişimin sağlıklı işlememesi ise bilgi akışını bozar; dezenformasyon, manipülasyon, malformasyon gibi iletişim sıkıntılarına yol açar. Bu da vatandaşla kamu arasındaki güveni zedeler.
Güven zedelenirse kamu otoritesi yara alır, hakikat örselenirse dayanışma zayıflar. Bu nedenle iletişim; iletişim profesyonellerini, medya kuruluşlarını ve basın mensuplarını ilgilendirmiyor sadece, tüm kademedeki kamu yöneticilerinin de ortak sorumluluğudur.
Günümüzde vatandaşlarımız kamu hizmetlerini yalnızca hizmet binalarında almıyor, dijital platformlarda da deneyimliyorlar. 2024 yılı dijital medya kullanım verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 62.3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunmakta.
Bu sayı toplam nüfusumuzun %70.9’una karşılık gelmektedir. Hal böyleyken kamu yönetimi açısından vatandaşla iletişimi tek bir mecrayla sınırlı tutmamız elbette düşünülemez. Kamu yöneticileri olarak vatandaşımızın olduğu her alanda, her platformda olmak, iletişim kanallarını açık ve aktif tutmak zorundayız.
Öte yandan bir kamu kurumunun sosyal medya hesabının işlevi sadece yapılan duyuruyla da sınırlı tutulamaz. O hesap, vatandaşın devleti gördüğü bir penceredir.
Hamdolsun Türkiye birçok alanda olduğu gibi iletişim alanında da çehresini yenilemiş ve geliştirmiştir. Artık Türkiye’de bir vatandaşımız devletle istediği an iletişim kurulabilir hale gelmiştir.”
“BİLGİYİ ULAŞTIRMAK ARTIK ÇOK KOLAY”
“Sayın Bakanım, değerli misafirler; malumunuz dijitalleşme kamu yönetimi açısından çok büyük fırsatlar sunuyor. Bilgiyi ulaştırmak artık çok kolay. Ancak her büyük imkan aynı zamanda büyük sorumluluklar da doğurmaktadır.
Bilgi artık saniyeler içerisinde milyonlarca insana ulaşabiliyor; ne var ki aynı hızı yanlış bilgilerin, manipülasyonların ve dezenformasyon faaliyetlerinin yayılmasına da eşlik edebiliyor.
Özellikle yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler iletişim ekosistemini yeni bir safhaya taşımıştır. Gerçeğinden ayırt edilmesi güç görüntüler, sentetik ses kayıtları, algoritmalar tarafından yönlendirilen bilgi akışları; tüm bu hususlar iletişim alanının en büyük sorunları haline geldi ve bu alanın daha da büyüyeceğini düşünüyoruz.
Ve maalesef bu sorunlar kamu düzenini, toplumsal huzuru ve milli güvenliği de doğrudan etkilemektedir. Artık dezenformasyon basit bir yanlış bilgilendirme meselesi değildir.
Bakınız 2025 yılı Küresel Risk Raporu, en önemli kısa vadeli küresel risklerden biri olarak dezenformasyonu göstermektedir. 2027 yılında ise dezenformasyonun en büyük küresel risklerden biri haline geleceği öngörülmektedir.
Bugün dezenformasyonun ekonomik istikrarı hedef alan, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren, krizleri zorlaştıran, devletle millet arasındaki güven bağını zayıflatmayı amaçlayan organize faaliyetlere dönüşebildiğini hepimiz görüyoruz.
Bu ister içeriden kaynaklansın ister dışarıdan birtakım yapıların saldırısıyla kaynaklansın, artık ciddi bir mesele haline geldi. Bu sorunların önüne geçmek doğru bilgi üretmekte, hakikati koruyabilmekle ancak mümkündür.
Hakikatin korunması ise yalnızca teknik tedbirlerle olmaz; güçlü kurumsal yapılanma gerektirir, çok yönlü ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla ancak mümkün olur, vatandaşın güvenini önceleyen bir kamu kültürüyle mümkündür ve hepsinden önemlisi ancak samimi bir iletişim anlayışıyla mümkündür.”
“DOĞRU BİLGİYİ DOĞRU ÜSLÜUPLA VATANDAŞIMIZA ULAŞTIRMALIYIZ”
“Kıymetli katılımcılar; bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz “Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi” de sözünü ettiğimiz bu kamu kültürüne katkı sunmak amacıyla ortaya konmuştur.
Bu rehber; sosyal medya kullanımına ilişkin hem teknik tavsiyelerde bulunmakta hem de kamu yönetimimizin dijital çağda ihtiyaç duyduğu ortak iletişim kültürünü ortaya koymaktadır. Tarihsel süreklilik içerisinde biriken devlet aklı ve kamu yönetimi anlayışının ortak değerlerini koruyarak geniş bir perspektif sunmaktadır.
Karşı karşıya kaldığımız risklerin ne olduğunu, olası sonuçlarını ve alınabilecek önlemleri tartışarak hepimiz için risk iletişimini anlaşılır kılmaktadır.
Kurumlara duyulan güveni kurarken gereksiz panik oluşturmak ya önemli bir konuda kayıtsız kalmayı gerektiriyor ya da gerçeği ıskalamayı; burada bir denge kurulması gerekiyor.
Rehberimizin önemle ele aldığı başlıklardan biri de risk iletişimiyle beraber okunması gereken kriz iletişimidir. Hepimizin bildiği gibi kriz zamanları kurumlarımızın yalnızca operasyonel kapasitesini değil, iletişim kapasitesini de sınayan dönemlerdir.
Bilgi boşluğu oluştuğunda o boşluk çoğu zaman hakikatle değil söylentiyle, dezenformasyonla doldurulur. Bu nedenle biz iletişimde en önemli hususu hiç boşluk bırakmadan doğru bilgiyi, doğru zamanda ve doğru üslupla vatandaşımıza ulaştırmak olarak görüyoruz.
İnanıyorum ki bugün kamuoyunun istifadesine sunduğumuz bu rehber mülki idare amirlerimizin başvuru kaynağı haline gelecektir. Bunun yanı sıra kamu yönetimimizde ortak iletişim kültürünün gelişmesine de önemli katkılar sağlayacaktır.”
“REHBER ÇALIŞMALARI HAYATA GEÇİRİYORUZ”
“Sayın Bakanım, saygıdeğer misafirler; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler de vatandaşlarımızla devletimiz arasında kurulan sağlıklı iletişimi güçlendirecek çalışmaları sürdürüyoruz.
İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde hareket ediyor; stratejik iletişim kapasitemizi güçlendirecek ortak projeleri, eğitim programlarını ve rehber çalışmaları hayata geçiriyoruz.
Bu doğrultuda CİMER aracılığıyla vatandaşlarımızın talep, görüş ve önerilerini kamu yönetimine doğrudan ulaştırmak için güçlü bir katılım mekanizması oluşturduk ve bunu etkili bir şekilde işletiyoruz.
Devletle millet arasındaki iletişim kanallarını daha etkin hale getiriyoruz. Yine kamuoyumuzun malumu olduğu üzere Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz aracılığıyla dijital platformlarda yayılan yanlış ve yanıltıcı bilgileri yakından takip ediyor, kamuoyunu doğrulanmış bilgilerle buluşturmanın mücadelesini veriyoruz.
“Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile El Kitabı”, “Doğru Habercilik ve Medya Etiği”, “Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu” gibi yayınlarımızla vatandaşlarımızın dijital dünyadaki bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanım kapasitesini güçlendirmeye çalışıyoruz.
İletişim Başkanlığı olarak tüm paydaşlarımızla dayanışma içinde çalışmayı ve güven veren kamu iletişimi anlayışını daha da güçlendirmeyi amaçladığımız açıktır. Yeni projelerle bu çalışmalarımıza devam edeceğiz.”










