
Tarihçi Mustafa Armağan, Ensonhaber YouTube kanalında Ensonhaber Yayın Koordinatörü Çağlar Cilara’nın konuğu oldu.
Armağan, program kapsamında Çağlar Cilara ile “laiklik” üzerine bir sohbet gerçekleştirdi.
Programda son zamanlarda yapılan laiklik tartışmalarını da değerlendiren Armağan, bir dönem “Allah” bile demenin yasak olduğunu söyledi ve şöyle devam etti;
“ALLAH DEMEK YASAKTI DEYİNCE KIZIYORLAR, YASAKTI”
Osmanlı Devleti’nin ya da bir İslam devletinin ne olduğunu bilmiyorlar, anlamıyorlar. Yani bu bildiriyi yazanlar da dahil olmak üzere, yaşları kaç olursa olsun…
İçki yasağı var değil mi İslam devletinde? İçki yasağı var. Fakat Müslüman olmayanlara cari bir yasak değil.
“Allah demek yasaktı” deyince Kemalistler kızıyor. “Hayır efendim Allah demek yasak…”

“ALLAH DİYEN CEZALANDIRILIYORDU”
Hayır, yasaktı. Minareye çıkan müezzin, “Tanrı uludur” demek yerine yanılıp Allahu Ekber dediğinde, Allah kelimesi ağzından çıktığında birisi ihbar ettiğinde hemen alınıp, dayak, hapis, para cezası ve görevden uzaklaştırma ile cezalandırılıyor.

“DİKİLDİ BABAMIN BABASINA SEN NASIL KUR’AN ÖĞRETİRSİN DİYE VURDU”
Cemal Tunca hoca diyor ki ben çocukluğumda babam tarlada çalışırken, fındık ağaçlarının kapattığı yerde mahallenin çocuklarına Kur’an öğretirdi. Bize ödev verir kendisi çalışmaya gider, sonra gelir ödevi kontrol ederdi.
Bir gün baktık fındık ağaçlarının altından tüfekler. Jandarma geldi. Elimizde Kur’an. Aldılar, yere attılar. Bizi yakaladılar. Dikildi o jandarma komutanı, babamın karşısına Kur’an-ı Kerim’i alıp kafasına vurdu, diyor: “Sen bunu nasıl öğretirsin? Bunun yasak olduğunu bilmiyor musun?” diye kafasına kafasına vurdu.
Benim babam da diyor Sarıkamış’ta muharebe etmiş. Göğsünde silah yaraları var. Açmış göğsünü vur yavrum demiş keşke sen vuracağına bulgar vursaydı, Yunan vursaydı, Rus vursaydı.
Ama görüyorum ki bir Türk askeri bana vuruyor. Bundan daha büyük bir eziyet yapılamazdı. 15 gün sonra geliyor, işkence yapmışlar yürüyecek hali yok. Evde annem ağzına süt vererek iyileştirdi diyor.
Bursa’da mahallede 1940’ların başı bir kadın Kur’an öğretiyor, Rukiye Nine. Glemiş almışlar, demiş beni asmanız lazım benden kurtulmanız için. Ben çocukları bırakmam demiş.
Evin arka kapısından jandarma gelince çocukları kaçırırmış. Bunun gibi yüzlerce örnek ver. Ezanı okuyanlar yanlışlıkla dahi okusalar bile tarafsız olması gereken jandarma köye geliyor ezan Türkçe mi Arapçı mı okundu tespit edemiyorlar. Çocukları çağırıyorlar, ceplerine şeker dolduruyor. Şeker o dönem kıymetli bir şey.
Soruyorlar bu camide ezan nasıl okunuyor Allah uludur diye mi Allahu Ekber diye mi okunuyor diye soruyorlar. Çocuk saf tabii, siz geldiğiniz aman Tanrı uludur, siz gelmediğiniz zaman Allahu Ekber diye okunuyor diyor. Gidiyorlar hocanın sarığını boynuna bağlıyor, atın arkasına. Timur Taş hocanın hanımı, bizzat kendisi köylerinde böyle bir hadiseyi anlatıyor.”










