Son dönemde artan bölgesel gerilimler, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen deniz trafiğinin hukuki boyutunu yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre deniz yolları, günümüzde küresel ticaretin bel kemiğini oluştururken, bu güzergâhların güvenliği ve açıklığı uluslararası sistem açısından kritik önem taşıyor.
Yücel Acer tarafından yapılan değerlendirmelerde, boğazlardan geçiş hakkının hem özel sözleşmeler hem de genel uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde belirlendiği vurgulanıyor.
DENİZ TİCARETİNİN CAN DAMARI: STRATEJİK BOĞAZLAR
Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 70’i denizler üzerinden gerçekleşirken, bazı boğazlar bu akışın merkezinde yer alıyor. İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı gibi Türk boğazlarının yanı sıra, Babülmendep Boğazı, Malakka Boğazı ve Hürmüz Boğazı, küresel enerji ve yük taşımacılığında kritik geçiş noktaları olarak öne çıkıyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı, Körfez ülkelerinin dünya pazarlarına açılan ana kapısı konumunda bulunuyor. Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümü ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının hatırı sayılır kısmı bu dar geçitten sağlanıyor.

HUKUKİ ÇERÇEVE: “ZARARSIZ GEÇİŞ” İLKESİ
Hürmüz Boğazı için özel bir uluslararası sözleşme bulunmuyor. Bu nedenle geçişler, genel uluslararası hukuk kurallarına göre düzenleniyor. Bu çerçevede gemilere tanınan temel hak “zararsız geçiş” olarak ifade ediliyor.
Bu ilkeye göre, gemiler önceden izin almadan, kıyı devletlerinin güvenliğini tehdit etmemek kaydıyla boğazdan kesintisiz geçiş yapabiliyor. Ancak kıyı devletleri, kendi karasularında güvenliği tehdit eden durumlarda bu geçişi sınırlayabiliyor.

“TRANSİT GEÇİŞ” TARTIŞMASI
1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile getirilen “transit geçiş hakkı”, bazı boğazlarda kesintisiz geçişi garanti altına alıyor. Ancak İran bu sözleşmeye taraf olmadığı için Hürmüz Boğazı’nda bu hakkın geçerli olmadığını savunuyor.
Bu durum, boğazdaki geçiş rejiminin zaman zaman siyasi ve hukuki tartışmalara konu olmasına yol açıyor.
SAVAŞ DURUMUNDA GEÇİŞ HAKKIN SÜRÜYOR MU?
Uluslararası hukuka göre, savaş veya silahlı çatışma halinde dahi sivil ticaret gemilerinin boğazlardan geçişinin tamamen engellenmemesi gerekiyor. Ancak savaşan taraflar, kendi güvenliklerini tehdit eden yük taşıyan gemilere sınırlamalar getirebiliyor.
Öte yandan boğazların tamamen kapatılması veya ticaret gemilerine yönelik saldırılar, uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller olarak değerlendiriliyor. Böyle durumlarda, saldırıya uğrayan gemilerin bayrak devletleri “meşru müdafaa” hakkını kullanabiliyor.

GEÇMİŞTE YAŞANAN KRİZLER
Hürmüz Boğazı, daha önce de gerilimlerin merkezinde yer aldı. 2019 yılında petrol tankerlerine yönelik saldırılar, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülke ile İran arasında ciddi krizlere neden olmuştu.
Bu süreçte uluslararası koalisyon oluşturma girişimleri gündeme gelirken, enerji güvenliği küresel ölçekte tartışma konusu haline geldi.
SONUÇ: BOĞAZLAR KĞRESEL DÜZENİN ANAHTARI
Uzmanlara göre, deniz yolları ve stratejik boğazlar sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve güvenlik boyutlarıyla da uluslararası sistemin temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında yaşanabilecek herhangi bir aksama, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabilecek potansiyele sahip. Bu nedenle uluslararası hukukun öngördüğü kuralların korunması ve uygulanması, küresel istikrar açısından hayati önem taşıyor.









