FETÖ’ye verdiği destekle bilinen ABD’li akademisyen Michael Rubin, sosyal medya hesabından yaptığı Türkçe paylaşımda, şehirlerdeki trafik kameraları ve ulaşım verilerinin güvenliği hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Rubin, bazı iddialara atıf yaparak İran’ın başkenti Tahran’da trafik kameralarının siber saldırılar yoluyla ele geçirildiği ve bu sayede üst düzey isimlerin konumlarının tespit edildiğinin öne sürüldüğünü belirtti. Rubin, benzer bir durumun İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde de yaşanabileceğini iddia etti.

“TÜRK SİYASETÇİLER, ÇATIŞMA DURUMUNDA HEDEF ALINABİLİRLER”
Rubin paylaşımında, trafik sistemlerinden elde edilen verilerin şehirlerdeki bazı kişilerin hareketlerinin takip edilmesine imkan verebileceğini ileri sürdü.
Bu tür verilerin olası bir çatışma senaryosunda siyasi isimler, askeri yetkililer veya savunma sanayii çalışanlarının konumlarının belirlenmesinde kullanılabileceğini öne süren Rubin’in ifadeleri, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı:
İsrail’in, Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği için tüm İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduğunu bildiği iddia ediliyor. Aynı durumun İstanbul ve Ankara’da da geçerli olması muhtemeldir. Şimdi soru şu: İsrail ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin, Hamas veya Hizbullah’ı desteklemeye ya da Kürtleri öldürmeye karışan Türk siyasetçilerin, drone fabrikası çalışanlarının, istihbarat görevlilerinin ve askerî yetkililerin nerede bulunduğuna dair bilgileri çeşitli Kürt partilerine sağlaması ne kadar sürecek? Eğer gelecekte İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma olursa, hareketleri trafik kameraları tarafından takip edilen bu kişilerin ne kadar süre hayatta kalacağı düşünülüyor? Bir dakika mı? Beş dakika mı? Muhtemelen daha uzun değil.

İBB İLE ABD ARASINDAKİ TARTIŞMALI PROJEYİ HATIRLATTI
Rubin’in açıklamaları, 2020 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ABD arasında imzalanan “İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi” projesini de yeniden gündeme taşıdı.
Söz konusu proje, dönemin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile dönemin ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield tarafından imzalanmıştı. Projenin, şehirdeki ulaşım verilerinin analiz edilmesi ve trafik yönetiminin geliştirilmesini amaçladığı açıklanmıştı.
5.1 milyon dolar hibe karşılığında İstanbul’un kritik verilerinin ABD’ye taşınmıştı.

VERİ GÜVENLİĞİ TARTIŞMASI
Proje kapsamında trafik akışı, toplu taşıma kullanımı ve şehir içi ulaşım verilerinin analiz edilmesine yönelik teknolojik altyapının kullanılması planlanmıştı. Bu tür sistemlerin şehir yönetiminde önemli kolaylıklar sağladığı ifade edilirken, bazı çevreler veri güvenliği ve kritik bilgilerin korunması konusunda tartışmalar yürütüyor.
Uzmanlara göre şehirlerdeki akıllı ulaşım sistemleri, trafik yoğunluğunu yönetmek ve ulaşımı daha verimli hale getirmek için kullanılırken, aynı zamanda veri güvenliği ve siber güvenlik açısından güçlü koruma mekanizmalarının bulunması büyük önem taşıyor.
SAVUNMA SANAYİSİ VE GÜVENLİK TARTIŞMALARI
Rubin’in sözleri, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisi alanında attığı adımlar ve geliştirdiği teknolojiler bağlamında da değerlendirilerek sosyal medyada farklı görüşlerin ortaya çıkmasına yol açtı.
Uzmanlar, özellikle büyük şehirlerde kullanılan akıllı ulaşım ve trafik sistemlerinin güvenliğinin sağlanmasının hem veri egemenliği hem de ulusal güvenlik açısından kritik bir konu olduğuna dikkat çekiyor.









