ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş 15. gününde devam ediyor.
İsrail dün İran’ın başkenti Tahran’da ‘Kudüs Günü’ nedeniyle sokağa çıkan yüz binlerce kişinin toplandığı bölgeye saldırdı.
2 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı sonrası İranlılar miting alandan ayrılmayarak sloganlar atmaya devam etti.
Tahran’daki gösterilere çok sayıda üst düzey yönetici de katıldı.
Orta Doğu’daki karşılıklı saldırılar devam ederken, gece yarısı ABD ile İsrail ve İran’dan ardı ardına hamleler geldi.
ABD, İRAN PETROLÜNÜN KALBİNE SALDIRDI
Bölgede üs ve asker kaybı süren ABD, İran’ın en büyük petrol terminali konumundaki Hark Adası’nı bombaladı.
ABD Başkanı Trump ‘adada askeri hedeflerin tamamen yok edildiğini’ iddia etti.

PETROL ALTYAPISINA ZARAR VERİLMEDİ
Fars Haber Ajansı, ABD saldırısının ardından İran’ın Hark Adası’nda 15’ten fazla patlama sesi duyulduğunu ancak petrol altyapısının zarar görmediğini bildirdi.
İran’da petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı bu terminal üzerinden yapılıyor.
Ada günlük yaklaşık 7 milyon varil yükleme kapasitesine sahip.
Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, operasyonun ‘Orta Doğu tarihinin en güçlü bombardımanlarından biri’ olduğunu belirtti.
Ancak, petrol altyapısına zarar verilmemesi talimatı verildiğini, bunu ‘insani nedenlerle’ yaptığını vurguladı.

HARK ADASI’NIN STRATEJİK ÖNEMİ
Hark Adası (Kharg Island), Basra Körfezi’nde İran anakarasından yaklaşık 25-30 km uzaklıkta yer alan küçük bir ada olmasına rağmen, İran’ın petrol ekonomisinin kalbi konumundadır.
Ada, İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90-95’ini gerçekleştiren ana terminale ev sahipliği yapar.
Buradan günlük milyonlarca varil petrol tankerlere yüklenerek, büyük ölçüde Çin gibi ülkelere ihraç edilir.
Ada, dev petrol depolama tesisleri, boru hatları ve süper tankerlere uygun derin su kapasitesiyle İran’ın en önemli enerji çıkış noktasıdır.
Bu nedenle, askeri analistler tarafından İran’ın ‘taç mücevheri’ olarak nitelendirilir.
Adanın petrol ihracatının kesilmesi, İran’ın savaş ekonomisini ve rejim gelirlerini doğrudan vurabilecek en etkili hamlelerden biri olarak görülür.
Küresel enerji piyasalarını da etkileyebilecek bir hedef olması nedeniyle, bugüne kadar çatışmada korunmuştu.









