M. O Özmumcu: Ekonomi  Perspektifinde Özel  İletişim Vergisinin  (ÖİV), Enflasyonla İlişkisi  ve Güncel  Deprem Harcamaları

Türkiye’de elektronik haberleşme hizmetlerinden alınan Özel İletişim Vergisi (ÖİV), halk arasında hâlâ “deprem vergisi” olarak anılıyor. 1999 Marmara depremleri sonrası geçici olarak getirilen bu vergi, 25 yılı aşkın süredir kalıcı hale gelmiş durumdadır. 2026’da hem enflasyonist baskı yaratan hem de bütçe gelirlerini destekleyen bu vergi, deprem sonrası yeniden inşa harcamalarıyla da dolaylı bir ilişki içinde tartışılmaktadır.

2026’da ÖİV’nin Yapısı ve Mali Yükü

  • Devamlı hizmetlerde fatura tutarının %10’u (2021’den beri sabit).
  • Yeni mobil aboneliklerde maktu tutar: 700 TL (2025’te 570 TL idi – Resmi Gazete, 31 Aralık 2025, Seri No: 24).

Bu tutar, faturalı hatlarda genellikle 12 taksitle (aylık ≈58 TL) yansıtılmaktadır. Yeni hat alanlar için tek seferlik yük hâlâ yüksek olmakla birlikte ; özellikle genç nüfus ve dijital ekonomi çalışanları için erişim maliyetini artırmaktadır.

Enflasyon Üzerindeki Etkisi

ÖİV, iletişim fiyatlarını doğrudan yükselterek TÜFE sepetindeki “iletişim” kalemini sepette yukarı doğru çıkarmaktadır. Regresif yapısı (düşük gelir gruplarında oransal yük daha ağırdır) nedeniyle satın alma gücünü eritip hizmet enflasyonuna neden olmaktadır.

2026 beklentileri:

  • Resmi hedef (OVP): Yıl sonu TÜFE %16
  • Piyasa beklentisi (TCMB Ocak 2026): %23,2 civarı

Bu ortamda %10 oran + 700 TL maktu tutar küçükmüş gibi görünsede enflasyon yaratıcı bir etkendir.

Deprem Harcamalarıyla Bağlantısı

ÖİV, 1999’dan beri “deprem vergisi” diye anılsa da, toplanan gelirler genel bütçeye kaydedilmekte  ve belirli bir afet fonuna ayrılmamaktadır. ÖİV’nin direkt olarak afet fonuna veya direkt olarak depremlere harcanamamasının sebebi vergilemedeki “adem-i tahsis-Belli bir gelir kaynağının belli bir hizmetin yürütülmesine tahsis edilmemesi-“ ilkesinden dolayıdır.

  • 1999-2025 arası tahmini olarak toplam tahsilat yaklaşık 42 milyar dolar civarıdır.  (nominal TL bazında 180 milyar TL bandı).
  • Bu tutar, genel bütçe harcamalarına karışmakta ve adem- i tahsis ilkesi gereği deprem harcamalarına özel olarak tahsis edilmemektedir.

2026 bütçesinde deprem ve afet riski azaltma için ayrılan kaynak ise 653 milyar TL dir. (bazı kaynaklarda 697 milyar TL yatırım programı dahil).

  • 2023-2025 dönemi toplam deprem harcaması: 3,6 trilyon TL (≈91,5 milyar dolar).
  • Bu harcamalar konut, altyapı, eğitim, sağlık gibi alanlara gitmekle birlikte ; 2026’da da devam edeceği öngörülmektedir.

Ancak ÖİV gelirleri (2026 tahmini ≈50-60 milyar TL bandı) bu devasa harcamanın yalnızca küçük bir parçasıdır. Eleştirilerse , “deprem vergisi” adıyla toplanan paranın adem- i tahsis ilkesi gereği  depremle doğrudan bağının olmaması ve genel bütçede (faiz ödemeleri, diğer harcamalar) erimesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Deprem vergilerinin transfer harcamalarına kaydırılması eleştirisi ekonomik açıdan bakıldığında her ne kadar devlet gelirlerinde  adem- i tahsis ilkesi söz konusu olsa da “kaynak etkinsizliği” tartışmalarını beraberinde getirmektedir.

SONUÇ

2026’da ÖİV hâlâ hem enflasyonu hafifçe körükleyen bir maliyet unsuru hem de bütçeye istikrarlı gelir sağlayan bir araçtır.

Ancak deprem  harcamaları trilyonlarca lirayı bulurken, bu verginin “deprem” gerekçesiyle kalıcılaşması her ne kadar devlet gelirlerinde  adem-i tahsis ilkesi olsa da kaynak etkinsizliği ve gelir  şeffaflığı tartışmalarını  canlı tutmaktadır.

Dezenflasyonist açıdan ÖİV özelinde  bir öneri sunulması gerekirse ; dijitalleşmeyi  teşvik etmek ve enflasyonu azaltmak  için belki de düşük gelir gruplarına iletişim sübvansiyonu veya vergi tabanınını  genişleten adımlar daha etkili olabilir. Bu durum doğru değerlendirilebilirse yapılan “vergi harcamalarının ” kaynak etkinliğine de katkı sunabileceği göz önünde bulundurulabilmektedir.

Dezenflasyonla birlikte deprem yaralarının sarılması durumuna  vergi politikaları açısından bakıldığında  bir yanda adem-i tahsis ilkesinin  bir yanda da  vergide adalet ve etkinlik dengesinin test edeceği söylenebilecektir.

Diğer Haberler

Ekonomide “Cam Kırıkları” Üzerinde Bahar: Güven Artıyor Ama İflaslar Durmuyor

Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk 50 gününde, kağıt üzerindeki iyimserlik ile sahadaki sert gerçeklerin çarpıştığı paradoksal bir süreçten geçiyor. Merkez…

Haberi Oku
Ne oldu bizim nadir toprak cevherlerine?

Türkiye’nin Beylikova’daki nadir toprak rezervi büyük potansiyel sunuyor ancak yüksek saflıkta üretim için gerekli teknoloji eksik. 2026, Türkiye’nin ham madde ihracatçısı mı yoksa yüksek katma değerli üretici mi olacağını belirleyebilir.

Haberi Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gözden Kaçanlar

27 Şubat’ta İmralı’dan yeni çağrı bekleniyor

27 Şubat’ta İmralı’dan yeni çağrı bekleniyor

Küba, ABD’ye kayıtlı tekneye saldırdı: 4 ölü

Küba, ABD’ye kayıtlı tekneye saldırdı: 4 ölü

Kar tatili ilan edilen iller

Kar tatili ilan edilen iller

Ülke genelinde düşük sıcaklıklar etkisini sürdürüyor: Yağışlar aralıksız devam ediyor

Ülke genelinde düşük sıcaklıklar etkisini sürdürüyor: Yağışlar aralıksız devam ediyor

Zelensky, Trump ile telefonda görüştü

Zelensky, Trump ile telefonda görüştü

ABD Başkan Yardımcısı Vance: İran nükleer silaha sahip olamaz

ABD Başkan Yardımcısı Vance: İran nükleer silaha sahip olamaz

Stephen Hawking’in Epstein dosyalarındaki fotoğrafı tartışma yarattı

Stephen Hawking’in Epstein dosyalarındaki fotoğrafı tartışma yarattı

Türkiye, 1992’deki sivillere yönelik Hocalı Katliamı’nı lanetledi

Türkiye, 1992’deki sivillere yönelik Hocalı Katliamı’nı lanetledi