Teksas’ın büyüleyici kanyon manzarasında adeta araziye iniş yapmış bir uzay gemisini andıran bu ev, aslında yaşanabilir bir heykel.
Tasarımcı Robert Bruno, 1970’li yıllarda başladığı bu benzersiz projede alışılmış mimari kalıpların dışına çıkarak hiçbir hazır plan kullanmadı.
Yapım sürecinde beğenmediği bölümleri söküp tıpkı kile şekil verir gibi yeniden tasarlayan Bruno, tam 110 ton çelik kullanarak mühendislik sınırlarını zorlayan bu eseri ortaya çıkardı.
Kanyonun üzerinde havada asılı bir eser
Görenlerin “Çelik Ev” olarak adlandırdığı bu devasa yapı, kanyon kenarına yerleştirilen dört büyük metal bacak üzerinde yükseliyor. Bu özel destek sistemi sayesinde bina, dışarıdan bakıldığında adeta kanyonun üzerinde süzülüyormuş izlenimi veriyor.
İç mekanda ise metalin soğuk hissi, geniş camlar ve renkli vitraylardan içeri süzülen gün ışığıyla tamamen kırılıyor. Yapının içinde neredeyse hiç düz duvar bulunmazken, tüm oda ve koridorlar organik kavislerle birbirine bağlanıyor.

Şimdilerde ziyaretçilerini ağırlıyor
Robert Bruno 2008 yılında hayatını kaybettiğinde hayalindeki evi tam olarak bitirememiş olsa da geride sapasağlam bir başyapıt bıraktı. Orijinal mimarisine ve ruhuna sadık kalınarak gerçekleştirilen son restorasyon çalışmalarıyla bina; modern iklimlendirme, yenilenmiş mutfak ve banyo altyapısına kavuşturuldu.
Şimdilerde popüler bir kiralama platformu üzerinden misafirlerini ağırlayan üç katlı Çelik Ev, 8 kişiye kadar konaklama imkanı sunuyor.
Kaynak








