Hamas, Mescid-i Aksa’nın yakılmasının 57’nci yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, İsrail’in kutsal mabede yönelik uygulamalarına tepki gösterdi.
Hamas, İsrail askerleri ve bazı İsraillilerin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskınların, ibadet ve girişlere getirilen kısıtlamaların yanı sıra caminin “zaman ve mekan bakımından bölünmesine” yönelik girişimlerin sürdüğünü ileri sürdü.
Örgüt, Mescid-i Aksa’nın tarihi ve İslami kimliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak, kutsal mekana ilişkin mevcut statükonun değiştirilmesine yönelik adımların kabul edilemeyeceğini savundu.
“MESCİD-İ AKSA’NIN KİMLİĞİ DEĞİŞTİRİLEMEZ”
Hamas açıklamasında, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Yahudilere ait ibadet kitaplarının Mescid-i Aksa’nın avlusuna sokulmasına ve burada açık şekilde ibadet edilmesine izin vermesinin, caminin kutsallığını ve tarihi İslami kimliğini hedef alan bir adım olduğu öne sürüldü.
Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınların yanı sıra Müslümanların camiye ulaşımının ve ibadetlerinin kısıtlandığı belirtilen açıklamada, bu uygulamaların gerilimi artırdığı ifade edildi.
Hamas, Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğinin ortadan kaldırılması, fiziki özelliklerinin değiştirilmesi veya ibadet düzeninin dönüştürülmesine yönelik girişimlerin başarıya ulaşamayacağını savundu.

1969’DAKİ YANGIN “DÖNÜM NOKTASI” OLARAK NİTELENDİRİLDİ
Hamas, 21 Ağustos 1969’da Mescid-i Aksa’da çıkan yangının 57’nci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, o dönemde yaşanan olayı Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğine yönelik sürecin önemli bir dönüm noktası olarak tanımladı.
Açıklamada, Mescid-i Aksa’nın statüsüne ilişkin değişiklik girişimlerinin yalnızca kutsal mekanın ibadet düzenini değil, Kudüs’ün tarihi ve dini kimliğini de etkileyebileceği öne sürüldü.

“ZAMAN VE MEKAN BAKIMINDAN BÖLME” TEPKİSİ
Hamas, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalarının arasında caminin “zaman ve mekan bakımından bölünmesi” girişimlerinin de bulunduğunu belirtti.
Açıklamada, bazı İsraillilerin İsrail polisi korumasında Mescid-i Aksa’ya girerek dua ettiği ve dini ritüeller gerçekleştirdiği ileri sürüldü. Filistinliler ise bu uygulamaların mevcut statükoya aykırı olduğunu savunuyor.
Son olarak bazı İsraillilerin hahamların eşliğinde Mescid-i Aksa’nın doğu bölümünde toplu dini ritüeller gerçekleştirdiği ve bazı kişilerin yanlarında Yahudilerin dua kitabı olarak bilinen sidurları taşıdığı görüldü.
FİLİSTİNLİLERE “AKSA’DA VARLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN” ÇAĞRISI
Hamas, açıklamasında Kudüs, işgal altındaki Batı Şeria ve İsrail içerisindeki Filistinlilere Mescid-i Aksa’daki varlıklarını güçlendirme çağrısında bulundu.
Örgüt ayrıca Arap ve İslam ülkelerinden, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırı ve planlarının durdurulması amacıyla daha ciddi ve somut adımlar atmalarını istedi.
MESCİD-İ AKSA’NIN STATÜSÜ
Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994’te imzalanan barış anlaşması kapsamında Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.
Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Yahudilerin 2003’ten bu yana İsrail makamlarının tek taraflı kararıyla polis eşliğinde Mescid-i Aksa’ya girmesini “baskın” olarak nitelendiriyor ve bu uygulamaların Müslümanların egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor.
İsrail yönetimi ise Mescid-i Aksa’daki tarihi statükonun korunduğunu ve Müslümanların ibadet edebildiği, diğer din mensuplarının ise yalnızca ziyaret gerçekleştirebildiği uygulamanın sürdüğünü belirtiyor.
DİNİ RİTÜELLER TARTIŞMAYI DERİNLEŞTİRİYOR
Buna karşın İsrail polisi korumasında Mescid-i Aksa’ya giren bazı fanatik Yahudilerin dua etmesi ve dini ritüeller gerçekleştirmesi, statüko tartışmalarının devam etmesine neden oluyor.
Mescid-i Aksa Külliyesi’nin altında ise İsrailli makamların “Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu” iddiasıyla çeşitli kazı çalışmaları yürüttüğü belirtiliyor. Külliye içerisinde Kıble Mescidi, Kubbetu’s-Sahra, müze, medreseler ve geniş avlu bulunuyor.
Öte yandan İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının önemli bir bölümü, Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya girmesinin dini açıdan yasak olduğunu savunuyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)









