Türkiye’nin deprem gerçeği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden geçen 27 yıla rağmen konutların sigortalanma oranındaki açığı bir kez daha gündeme taşıdı. Ülke genelindeki konutların yalnızca yüzde 58’i Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunurken, yaklaşık 4 konuttan 1’inin değil, 10 konuttan 4’ünden fazlasının deprem güvencesi dışında kalması dikkat çekiyor.
Marmara Depremi’nin ardından 2000 yılında kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), aradan geçen çeyrek asrı aşkın sürede meydana gelen çok sayıda depremde sigortalıların zararlarının karşılanmasında önemli rol üstlendi. Özellikle 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler, deprem sigortasının yanı sıra güçlü bir finansal güvence mekanizmasının önemini de ortaya koydu.
DASK verilerine göre Türkiye genelinde Zorunlu Deprem Sigortası bulunan konut sayısı 11 milyon 700 bin 223 olarak kayıtlara geçti. Buna karşın kurum, mevcut yüzde 58’lik seviyeyi yeterli görmüyor ve uzun vadede tüm konutların sigorta kapsamına alınmasını hedefliyor.
MARMARA BÖLGESİ SİGORTALILIKTA İLK SIRADA
Zorunlu Deprem Sigortası’nda bölgesel oranlar, deprem riskine ilişkin farkındalığın ve sigorta yaptırma eğiliminin bölgelere göre değiştiğini ortaya koyuyor.
En yüksek sigortalılık oranı yüzde 65 ile Marmara Bölgesi’nde bulunuyor. Marmara’yı yüzde 64 ile Doğu Anadolu, yüzde 63 ile Güneydoğu Anadolu, yüzde 59 ile Ege ve Akdeniz bölgeleri takip ediyor.
İç Anadolu Bölgesi’nde sigortalılık oranı yüzde 51 seviyesinde kalırken, en düşük oran yüzde 45 ile Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor.
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, bölgesel farklılıkların deprem deneyimi ve toplumdaki farkındalıkla doğrudan bağlantılı olduğuna işaret ederek, sık deprem yaşayan bölgelerde sigortalılık oranının daha yüksek olduğunu belirtti.

“YÜZDE 58 BİZİM İÇİN YETERLİ DEĞİL”
Demirkan, mevcut sigortalılık oranının DASK açısından yeterli olmadığını vurguladı.
Türkiye’de hedeflerinin yüzde 100 sigortalılık olduğunu belirten Demirkan, sigortalılık oranı yüzde 99’a çıksa dahi hedeflerine ulaşmış sayılmayacaklarını ifade ederek, “Yüzde 58 bizim için yeterli bir seviye değil. Amacımız yüzde 100. Yüzde 100 olana kadar memnun olamayacağız, çalışacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Demirkan’a göre sigortalılık oranının yükselmesi yalnızca bireysel konut sahiplerinin zararlarının karşılanması açısından değil, büyük ölçekli afetlerde ülkeye sağlanabilecek finansman açısından da kritik önem taşıyor.
Sigorta havuzunun büyümesiyle birlikte olası büyük bir deprem sonrasında uluslararası piyasalardan Türkiye’ye daha fazla finansman sağlanabileceğini belirten Demirkan, böylece afetin yol açacağı ekonomik yükün daha güçlü biçimde karşılanabileceğini aktardı.
25 YILDA 1397 HASAR YAPICI DEPREM
DASK’ın kuruluşundan bu yana Türkiye genelinde 1397 hasar yapıcı deprem meydana geldi. Bu depremler nedeniyle kuruma toplam 867 bin 275 ihbar ulaştı.
En fazla hasar yapıcı deprem 175 sarsıntıyla 2020 yılında kaydedildi. Bu yılı 123 depremle 2021 takip etti.
İhbar sayısında ise 6 Şubat 2023 depremlerinin etkisi açık şekilde görüldü. DASK, 2023 yılında 653 bin 81 ihbar aldı. Böylece 2023, kurumun tarihindeki en yüksek ihbar sayısına ulaşılan yıl oldu. 2020 yılı ise 76 bin 431 ihbarla ikinci sırada yer aldı.
KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİNDE 540 BİN DOSYA İŞLENDİ
DASK’ın bugüne kadarki en büyük sınavı, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler oldu.
DASK Genel Sekreteri Demirkan, kurumun bu süreçte büyük bir hasar operasyonu yürüttüğünü belirterek, 9 ay içerisinde yaklaşık 540 bin dosyanın işlendiğini ve 39 milyar lira hasar ödemesi gerçekleştirildiğini söyledi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde ortaya çıkan toplam finansal zararın yaklaşık 104 milyar dolar olduğunu aktaran Demirkan, bunun yaklaşık 5,5 milyar dolarlık bölümünün sigorta sektörü tarafından karşılandığını bildirdi. DASK’ın kendi kapasitesi çerçevesinde karşıladığı tutarın ise yaklaşık 1,6 milyar dolar olduğunu ifade etti.
Demirkan, söz konusu sürecin DASK açısından önemli bir kurumsal deneyim oluşturduğunu belirterek, gerçekleştirilen hasar operasyonunun uluslararası ölçekte de dikkat çekici olduğunu dile getirdi.
DEPREMİN SEYREK YAŞANDIĞI BÖLGELERDE ORAN DÜŞÜYOR
Sigortalılık oranındaki bölgesel farklılıklarda deprem sıklığının önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Demirkan, depremlerin daha seyrek yaşandığı bölgelerde vatandaşların risk algısının da buna bağlı olarak değişebildiğini söyledi.
Konya ve Karadeniz gibi bölgelerde deprem sigortasına yönelik talebin daha düşük olduğuna işaret eden Demirkan, bazı vatandaşların poliçelerini yaptırdıktan sonra sonraki yıllarda yenilemediğini aktardı.
Bu noktada Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) düzenlemesinin önemine dikkat çeken Demirkan, mevcut sistemin sel, dolu ve yangın gibi her yıl karşılaşılabilen farklı doğal afetleri de kapsayacak şekilde genişletilmesinin sigorta bilincinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
DASK’IN ÖNÜNDE YAPAY ZEKA DESTEKLİ DÖNEM
DASK, önümüzdeki dönemde yalnızca sigortalılık oranını yükseltmeye değil, hizmet süreçlerini teknolojiyle güçlendirmeye de odaklanıyor.
Demirkan, kurumun önündeki 5 yıllık projeksiyonun hazırlandığını belirterek, yapay zekanın hem poliçe üretiminde hem de hasar süreçlerinde daha etkin kullanılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Birden fazla pilot projenin devam ettiğini ifade eden Demirkan, amaçlarının olası bir deprem sonrasında hasar tespit ve ödeme süreçlerini daha hızlı, etkin ve doğru şekilde gerçekleştirmek olduğunu kaydetti.
DASK ayrıca sigorta ürünlerinin vatandaşlara daha kolay ulaştırılması ve poliçelerin daha hızlı düzenlenebilmesi için ilgili düzenleyici kurumlarla çalışmalarını sürdürüyor.
“OLASI BİR MARMARA DEPREMİNİ KARŞILAYACAK KAPASİTEMİZ VAR”
Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla vatandaşlara da mesaj veren Demirkan, DASK’ın mevcut finansal kapasitesinin olası büyük bir deprem karşısında yeterli seviyede olduğunu vurguladı.
Demirkan, “Şu andaki kapasitemiz olası bir Marmara depremini rahatlıkla karşılayacak seviyededir. Sigortalılarımız bu konuda müsterih olsun.” ifadelerini kullandı.
DASK poliçelerindeki teminat tutarlarının enflasyona bağlı olarak düzenli şekilde artırıldığını belirten Demirkan, mevcut sigortalıların teminatlarının korunmasına yönelik mekanizmanın bulunduğunu söyledi.
“POLİÇEYİ YAPTIRMAK KADAR YENİLEMEK DE ÖNEMLİ”
Vatandaşlara deprem sigortasını yalnızca yasal bir zorunluluk olarak görmemeleri çağrısında bulunan Demirkan, depremin ne zaman gerçekleşeceğinin önceden bilinmesinin mümkün olmadığını hatırlattı.
Türkiye’de aktif faylara ilişkin çalışmaların riskin geniş bir coğrafyaya yayıldığını ortaya koyduğunu belirten Demirkan, sigorta yaptırmanın yanı sıra poliçelerin kesintisiz biçimde yenilenmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde poliçe yenilemesinin öneminin acı şekilde görüldüğünü belirten Demirkan, vatandaşların “bugün olmaz, yarın olmaz” düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini vurguladı.
Demirkan, “Poliçemizi yaptırmamız ve hiç ara vermeden sürekli bir şekilde yenilememiz lazım.” diyerek vatandaşlara çağrıda bulundu.
DASK’ın önündeki temel hedef ise mevcut yüzde 58’lik sigortalılık oranını aşarak Türkiye’deki tüm konutları deprem riskine karşı finansal güvence altına almak. Kurum, yüzde 100 sigortalılık oranına ulaşılmasının hem vatandaşların afet sonrasındaki toparlanma sürecini hızlandıracağını hem de Türkiye’nin büyük ölçekli depremlere karşı finansal dayanıklılığını artıracağını değerlendiriyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)









