Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 28-29 Temmuz tarihlerinde “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Şûra’nın açış konuşmalarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran yaptı.
SONUÇ BİLDİRGESİ BURHANETTİN DURAN TARAFINDAN AÇIKLANDI
Şûra kapsamındaki 1,5 yıllık hazırlık sürecinde 16 ayrı çalışma grubunda görev alan 425 uzmanın katkılarıyla hazırlanan kapsamlı Sonuç Bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından açıklanan Sonuç Bildirgesi, Türkiye’nin ulusal ve uluslararası iletişim politikalarına yön verecek kapsamlı önerileri ortaya koydu.

ÇALIŞMA GRUPLARININ ÖNERİLERİ BİLDİRGEDE TOPLANDI
23 yıl sonra geniş bir katılımla yeniden hayata geçirilen organizasyonun hazırlık sürecinde kamu kurumları, üniversiteler, medya kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve özel sektörün katılımıyla oluşturulan çalışma grupları, iletişim alanının farklı boyutlarını ele aldı.
Stratejik iletişim, kamu diplomasisi, afet ve kriz iletişimi, medya ve habercilik, dijitalleşme ve yapay zekâ gibi başlıklarda hazırlanan öneriler sonuç bildirgesinde toplandı.

PLANLI RAPORLAMA SİSTEMİ
Bildirgede, stratejik iletişim anlatısının, kurumsal yönetişim anlayışı ve merkezî koordinasyon temelinde proaktif olarak kurgulanması ve stratejik iletişim faaliyetlerinin etkisini ölçmek amacıyla erişim ve görünürlük verilerinin yanı sıra hedef kitlelerin tutum, algı ve davranış değişimlerini değerlendiren, planlı, ortak bir ölçüm ve raporlama sistemi kurulması gerektiği dile getirildi.
Etkili bir kamu diplomasisi stratejisi için kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü iş birlikleri geliştirilmesi gerektiği belirtilen bildirgede, kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurlarının, Türkiye’nin zengin mirasını ortaya koyacak ve uluslararası kamuoyundaki pozitif algıyı güçlendirecek çok dilli bir anlatı stratejisiyle geliştirilmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE
Toplumda krizlere yönelik direnç ve farkındalık oluşturulmasının ve dijital okuryazarlık oranının artırılmasının önem arz ettiği belirtilen bildirgede deepfake ve dezenformasyon gibi risk ve tehditlere karşı topyekûn mücadele edilmesi gerektiği dile getirildi.
Dijital medyada yankı odaları ve filtre balonlarının etkisini azaltmak için bireylerin bilinçlerini, platformların ise içerik çeşitliliğini artıracak mekanizmaların geliştirilmesinin önem teşkil ettiği belirtildi.
Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve dijital krizler, siber tehditler, bilgi kirliliği ve benzeri dijital risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryoları hazırlanması gerekliliği vurgulandı.
Ayrıca afet farkındalığı ve kriz iletişimi eğitimlerinin sadece okullarda değil, yetkili kurumların sivil toplum iş birliğiyle yürüteceği yaygın eğitim programları aracılığıyla toplumun tüm kesimlerine ulaştırılması gerektiği belirtildi.
ŞEFFAF TELİF SİSTEMİ
Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamalarının, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmasının önem arz ettiği ifade edildi. Basın ve haber içerikleri ile yapay zekâ eğitiminde kullanılan telif korumalı eserler için şeffaf, adil ve sürdürülebilir dijital telif sisteminin kurulması gerektiği vurgulandı.
Serbest medya çalışanlarının mesleki hakları, çalışma koşulları ve sosyal güvencelerini güçlendirecek hukuki ve idari düzenlemelerin geliştirilmesinin teşvik edilmesi gerektiği dile getirildi. Ayrıca kamu kurumlarının basın, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim birimlerinde iletişim fakültesi mezunlarının istihdam imkânlarının ve öğrencilerin staj olanaklarının artırılmasının önem teşkil ettiği belirtildi.
Bildirgede, iletişim fakülteleri ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, TRT, Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu gibi paydaş kurumlar arasındaki iş birliği, bilgi paylaşımı ve koordinasyon mekanizmalarının merkez ve bölge teşkilatları düzeyinde daha etkin hâle getirilmesi gerektiği ifade edildi.
İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ FAYDALANACAK
İletişim fakültesi öğrencilerinin disiplinler arası eğitim imkânlarından daha fazla ve etkin şekilde yararlanmalarının teşvik edilmesinin önem arz ettiği dile getirildi.
Ayrıca iletişim fakülteleri ile kamu, medya ve iletişim sektörü arasındaki iş birliği güçlendirilmesi, sektör profesyonellerinin bilgi ve tecrübelerini öğrencilere aktarabilecekleri mekanizmalar geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Ebeveynlerin dijital ebeveynlik becerileri güçlendirilerek aile içi karşılıklı sorumluluklara dayanan bir dijital aile sözleşmesi uygulamasının teşvik edilmesi ve çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişiminin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Ayrıca Türkiye’nin görsel-işitsel içerik üretiminde uluslararası marka değerini artırmak amacıyla film ve sinema sektöründe ortak yapımlar, uluslararası tanıtım faaliyetleri, film festivalleri, sektörel iş birlikleri ve küresel dağıtım kanallarına erişimin desteklenmesi gerektiği belirtildi.
Son olarak, 2. İletişim Şûrası’nın Sonuç Bildirgesi’nde iletişim şûralarının en az 5 yılda bir yapılması gerektiği kararlaştırıldı.
“MEDYA, HABERCİLİK VE YAYINCILIK” OTURUMU
2. İletişim Şûrası kapsamında ‘’Medya, Habercilik ve Yayıncılık” oturumu yapıldı.
Oturumda, 2. İletişim Şûrası kapsamında düzenlenen çalışma grubu toplantıları sonucunda hazırlanan raporlar ve politika önerileri değerlendirildi.
Moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Zeynep Zelan’ın yaptığı oturumda, hazırlanan rapor ve politika önerileri kamuoyuyla paylaşıldı.
Çalışma gruplarının çıktıları hakkında Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya Koordinatörü Osman Küçükdalak, Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir sunum yaptı.

“MİLLİ KİMLİĞİ VE TARİHİ YANSITAN İÇERİKLER ÜRETİLMELİ”
Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, “Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeni Yaklaşımlar” Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda “Rating kaygısından uzak, kültürel ve etik değerleri gözeten, millî kimliği ve tarihi yansıtan nitelikli içerikler üretilmelidir.” ifadesini kullandı.
Korsan yayıncılıkla mücadelenin çok boyutlu bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirten Türk, bu kapsamda yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile internet servis sağlayıcıları arasında iş birliğinin artırılması ve toplumsal farkındalık kampanyalarının hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“DOĞRULAMA MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya Koordinatörü Osman Küçükdalak ise “Haber Üretimi ve Vatandaş Gazeteciliği” Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda şunları kaydetti:
“Doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, etik kurallara uyulması ve yasal düzenlemelerin geliştirilmesi dezenformasyonla mücadelede önemli görülmektedir.”
“ETİK İHLALLERİ DEĞERLENDİREN KOMİSYONLAR OLUŞTURULMALI”
Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş da “Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri” Çalışma Grubu adına yaptığı değerlendirmede, iletişim fakülteleri ile yerel medya kuruluşları arasında staj ve proje iş birliklerinin geliştirilmesinin nitelikli insan kaynağına katkı sağlayacağını ifade ederek şunları ekledi:
“Her medya kuruluşu kendi bünyesinde etik ihlallerini değerlendiren bir komisyon oluşturmalıdır.”
“DİJİTAL KRİZ YÖNETİMİ MEKANİZMALARI GELİŞTİRİLMELİ”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir ise “Medya ve Dezenformasyon” Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, medya okuryazarlığının tüm yaş gruplarına yönelik güncel içeriklerle yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi ve şunu vurguladı:
“Kriz dönemlerinde bilgi kirliliğini önlemek amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde dijital kriz yönetimi ve doğrulama mekanizmaları geliştirilmelidir.”
Panelde, medya ve yayıncılığın dönüşümünden haber üretim süreçlerine yerel medyanın güçlendirilmesinden dezenformasyonla mücadeleye kadar birçok başlıkta hazırlanan çalışma grubu raporları değerlendirilirken, daha güçlü, güvenilir ve sürdürülebilir bir medya ekosistemi için sunulan öneriler aktarıldı.









