Türkiye’nin ana gündemi deprem olmaya devam ediyor.
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremde yaşananlar hala akıllardan çıkmazken, bugün saat 13.12’de tekrardan Kahramanmaraş’ta 4,4 büyüklüğünde deprem yaşandı.
Yaşananlar sonrası insanlar gözlerini İstanbul’a çevirirken, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, En Son Haber muhabiri Rojda Altındaş’a İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde beklenen depreme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
“İSTANBUL DEPREMİNİN ZAMANI HAKKINDA KESİN TARİH VERİLEMEZ”
Naci Görür, depremin zamanı hakkında konuşarak İstanbul depreminin zamanı konusunda kesin tarih verilemeyeceğini vurguladı ve bilimsel olarak ancak belirli zaman aralıkları için olasılık hesabı yapılabileceğini söyledi.
“DEPREMLERİN NE ZAMAN OLACAĞI BİLİNMİYOR”
Görür, Marmara’da beklenen depreme ilişkin şunları kaydetti:
“Depremlerin ne zaman olacağı bilinmiyor. Kesin tarih verilmiyor. Saat gün dakika söylenemiyor ancak belirli periyotlar içinde olma olasılığı yüzdesi veriliyor. 1999 dan sonra Marmara bölgesinde depremin önümüzdeki 30 yıl içinde yüzde 64 oranla olacağı 7’den büyük olacağı söylendi. İstanbulda depremin yakın bir tarihte olma olasılığı mümkündür. İstanbul için bunu söylemek mümkündür.”

“ONLAR DA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR DİYEMEYİZ”
Depreme hazırlık konusunda hükümet ve yerel yönetimlerin sorumluluğuna dikkat çeken Naci Görür, şu ifadeleri kullandı:
“Deprem hazırlığı yapıldı veya yapılmadı diyen hükümet ve yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimlerin ve hükümetin sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. Onlar da hiçbir şey yapmıyor diyemeyiz. Bir hazırlık içerisindeler ama bu hazırlık bugüne kadar İstanbul’u depreme hazırladı mı derseniz benim cevabım hayır.”
“HER YERDE HER İSTENEN BİNA YAPILAMAZ”
Görür, kentsel dönüşüm uygulamalarına da ayrı bir parantez açtı. Yerinde dönüşümün her bölgede doğru bir yöntem olmadığını ifade eden Görür, zemin etüdünün ve yapı-zemin ilişkisinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Kentsel dönüşüm yerinde dönüşüme bağlandıysa kesinlikle yanlıştır. Öyle yerler vardır ki yerinde dönüşüm mümkün değildir. Her yerde bina yapılamaz. Her yerde her istenen bina yapılamaz. Orasının zemin etüdü önemlidir.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM İLE DEPREM DİRENÇLİ KENT AYNI ŞEY DEĞİLDİR”
Zemine göre temel tipi ortaya konmalıdır. Öyle olduğu takdirde zemin ile bina arasında ilişki kurulabilir. Kentsel dönüşüm ile deprem dirençli kent aynı şey değildir.
Bir kenti isterseniz spor kentine dönüştürebilirsiniz, İstanbul’u isterseniz turistik kente dönüştürebilirsiniz. Depreme hazırlık demek deprem dirençli kente dönüştürmek demektir.”
Prof. Dr. Görür, açıklamasında İstanbul’da yalnızca binaların yenilenmesinin kenti depreme hazırlamak anlamına gelmediğini vurguladı.
“İSTANBUL DEPREM DİRENÇLİ KENT DEĞİLDİR”
Depremin sadece bina yıkımı ve can kaybından ibaret olmadığını söyleyen Görür, altyapı, yollar, köprüler ve yeraltı sistemlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul deprem dirençli kent değildir. Bugün sadece binalar yenileniyor bu depreme hazırlamaz. Deprem sadece insanların ölümü demek değildir, yeraltı ne olacak? Yeraltı suları ne olacak? Yollar köprüler Nolcak? Deprem sizi öldürmezse başka şey öldürür.”
Görür, bilim insanlarının depremi halka anlatırken yalnızca fay hatları üzerinden konuşmasının yeterli olmadığını da söyledi.

“BİZİM ÜLKEMİZDE SAATLERCE FAY ANLATILIYOR”
Vatandaşın asıl beklentisinin ‘fayın nereden geçtiğini’ öğrenmekten çok, can güvenliğinin nasıl sağlanacağını öğrenmek olduğunu belirten Görür, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim ülkemizde saatlerce fay anlatılıyor. Vatandaşlar anlamıyor ki. Kaldı ki anlatılan şeylerin vatandaşa faydası yok. Vatandaş, çoluk çocuğunun ölmesini istemiyor. Deprem olmasını istemiyor.
Onun için bu zarardan nasıl kurtuluruz, insanlar nasıl ölmez, bunu anlatmalıyız. Bilim insanları çıkıp vatandaşa bir şey söylemek istiyorsa bunu söylemesi lazım. Bilim insanları çıkıyorsa vatandaşa kentsel dönüşümü değil, deprem dirençli kentte yaşamayı anlatması lazım.” dedi.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi









