Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Avukatı Faik Işık, iş insanı Ali Metin Kazancı ile 31-32 yıllık dosttu.
Ateş düştüğü yeri yakmıştı. Acısını yaşarken dün mezarı başındaydı. Dua etti, geçmiş günleri andı.
Bir dosta vedayı, vefayı ise borç bildi Faik Işık…
Hissiyatlarını ve onun belki de sadece yakından tanıyanların bildiği özelliklerini paylaştı.
İşte, Faik Işık’ın Ali Metin Kazancı’nın ardından yazdığı o yazı;
Dün,
Son yıllarını geçirdiği mütevazı evinin kapısından, bir gün önce ruhunu teslim eden Ali Metin Amca’mızı son kez uğurladık. Çocukluk hariç hayatının 75 yılını bizzat çalışarak geçirmiş bu emekçi-işverenin içine konduğu tabut, hiç kimsenin tabutundan 1 TL daha değerli veya özel değildi.
Gasılhanede üzerine sarılan kefen, hiç kimsenin kefeninden daha farklı bir bez değildi.
Defnedildiği toprağın özelliği de, herkesinkiyle aynıydı.
Ebedi istirahatgâhına, hayatının her anında saygı ve sevgiyle andığını gözlemlediğimiz eşi Gönül Hanımefendi’nin hemen yanına, dualar eşliğinde defnettik.
Peki, gökyüzünü tepemize çökmekten koruyan böyle insanları, sonsuzluk âlemine göçleri anında kaybetmiş mi oluyoruz?
Ölüm, herkesin kaçınılmaz ve en özel aşamasıdır.
Hepimizin doğuştan itibaren edinmeye başladığımız kendi şahsi ve aile değerlerimiz var. Hepimiz hayattan çok farklı şeyler öğreniyoruz.
Örnek şahsiyetler ve pek çok insani değerler öğreniyoruz.
İşte bunların içinde,
Ali Metin Amca’mızın çok özel anıları ve hepimizle paylaştığı güzel değerler var.
Şaşkınlıkla gördüğüm şudur:
Şirketlerde herkes, kendini Ali Metin Kazancı’nın yakın arkadaşı olarak hissetmekteydi.
Eşi Gönül Hanım Teyze’miz ile birlikte her iftar yemeğini, farklı departmanlardan davet ettiği çalışanları ile birlikte aynı masada, en ufak ayrıcalık istemeksizin aynı yemeklerle yaparlardı. Her birimizle sohbet eder, gönülleri hoş eder, aileden olduğumuzu hissettirir ve şirketin en stratejik konuları dahil serbestçe fikirlerimizi söylemeye imkan verirlerdi.
Yaşlanıp geri çekildiğinde,
sağlığı müsaade ettiği ölçüde ailenin en yaşlı ve mütevazı bilge büyüğü olarak şirketi ziyaret ederdi. Sağlığı tamamen hareketlerini engelleyip mütevazı evinde tedavi görürken bile, DAĞ GİBİ YASLANILAN ve her yaptığımıza anlam kazandıran bir büyük vardı.

Ali Metin Kazancı
Hayatı mütevazı idi. Kendini ululama derdinde hiç olmadı.
Yapılacak işlerin insana ve topluma mutlaka faydalı olmasını mutlak şart olarak belirlerdi.
Çok para kazanmak için fırsat görülen her sektöre dalınmasına karşı idi. Sanayi ve endüstriyi ana eksen tutup, en gerekli ürünleri en iyi kalitede üretmeyi tavsiye ederdi.
Rekabetin aynı sektörde olanları yok etmek değil, en iyiyi elde etme yarışı olduğunu vurgulardı.
Şirket çalışanlarına kendi yakın aile fertleri gibi babacan bir muhabbet ve saygıyı hissettiren özenle davranırdı.
Geçmişten çıkarılan derslerin üzerine, bugünün şartlarıyla ne kadar mümkünse geleceğin kurgulanması gerektiğini hissettirirdi.
İyi ve kötü bütün ihtimalleri iyice düşünüp tartmadan acele kararlar alınmasının önündeki en ince elek denetimini, kırıp dökmeden yapardı.
Kim hangi işi iyi yapabiliyorsa veya hangi alana kabiliyeti varsa orada çalışmasını isterdi. Yanlış yere konulan adamı kaldırıp atmaz, başarılı olacağı işe yönlendirilmesini işaret ederdi.
Çalışanlarını mesai arkadaşı, şirketleri herkesin ortak ekmek teknesi görür ve fırsat oldukça dost ve arkadaş gibi sohbet ederdi.
Biz Ali Metin Amca’mızın sadece aile fertlerine değil, hepimiz için kurduğu ortamlarda, onun gülerek “Aferin! Güzel olmuş” dediğini duymak için çalışırdık.
Hepimizin kendi aile büyükleri ve sevip önem verdiğimiz insanların arasında, Metin Amca her zaman vardı. Beraber çalıştığınız kadrolara bakıyorum:
Otuz seneyi aşanlar, yirmi seneyi aşanlar var. Daha geçenlerde beraber çalışmaya başlamış ama sorduğumda on sene olmuş olanlar ve on günlük yepyeni gençler var…

Avukat Faik Işık
Aksa Kazancı şirketleri, başlar başlamaz dünyanın en iyi imkanlarıyla çalışılacak bir yer değildir.
Ama kendini geliştirip tecrübe edindikçe, yükleneceğin sorumluluklar ve üretime katkın artacak ve katkın oranında emeğinin karşılığını “hakkın” olarak alabileceğin ve güven vereni “benim” diyebileceğin, fiktif olmayan gerçek üretim ve hizmet yerlerinden biridir.
Aksa Kazancı şirketleri; üretip hak etmediği bir değeri talep etmez.
Hak etmediği bir değer kendisine verilmek istenirse de, almaz.
Ancak kimseye de hakkını yedirmez ve gereken mücadele neyse onu yapar.
Bunlar bizler yaşadığımız sürece kalacak ve kendimizden sonraki ortak şirket kültürüne ve etrafımıza aktarılmaya devam edecek.
patronlardunyasi.com











