Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı 2 saat 15 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantın ardından gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“Güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdik. Milletimizin hayrına olacak önemli kararlar aldık.
16 Aralık’ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı’nda dünyanın dörtbir yanında devletimizi temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz.
Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan 5 dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza 5 dakikalık görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve devletin mensubu olduğumuz bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz. Biz ne kuru hamaset ne ucuz polemik peşindeyiz ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz.
Türkiye her alanda dünyanın dikkatle, gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek.
Türkiye dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze’den Suriye’ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika’dan Latin Amerika’ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partiis genel başkanı iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Neyi savunduğu bile belli değildir.
CHP Genel Başkanı’nın isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz’de ne doğu Akdeniz’de ne Gazze soykırımında, ne Libya ne de Suriye konusunda hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize karar, doğru dediğimize yanlış demek.
Şurası da çok enteresan… Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Şimdi çeşitli fotoğraflarla üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir. Siyasette kutuplaşmayı, bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle bir deste olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?
Aziz milletim biz tabiki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Bizim sırtımızda yumurta küfesi var.
Biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz. Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz.
Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyouz.
Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek risli adımlardır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz.
Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir.”
patronlardunyasi.com











